İran Cumhurbaşkanının helikopter kazası sonrası enkazının bulunması için İran makamlarının talebi ile İran’a gönderilen bir SİHA’mız enkazı bulup İran makamlarına koordinatları vererek büyük başarıya imza attı.
Buraya kadar her şey gurur verici ama Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Selçuk Bayraktar’ın açıklamalarında çok dikkat çeken ve öz eleştiri yapılması gereken hususlar var.
Milli Savunma Bakanı yaptığı açıklamada arama operasyonunda sadece TSK görevlilerinin süreci yürüttüğünü, her türlü operasyon hamlelerini kendilerinin yaptığını söyleyerek görevli TSK personeline teşekkür etti.
Ama Selçuk Bayraktar’ın açıklamalarından biz başka şeyler olduğunu anlıyoruz. Meğer İran’ın talebi üzerine TSK hemen Selçuk Bayraktar’ın şirketinden teknik ve mühendislik destek istemiş. Selçuk Bayraktar tesadüfen şirkette olduğu için hemen kontrolü ele almış. TSK ve hatta Azerbaycan’daki SİHA üssündeki ekipleri ile sevk ve idareyi ele alıp mühendislik çalışması yapmışlar.
Yani işin aslı meğer TSK’daki SİHA operatörleri sadece SİHA pilotluğu yapıyormuş.
Şimdi buradan Milli Savunma Bakanına sormadan geçemiyorum:
1.TSK’ya teslim edilen onlarca SİHA’ların her birinin ayrı ayrı teknolojik özellikleri olduğuna göre ve harp okulları mühendislik düzeyinde diploma geçerliliğine sahipse neden SİHA’lar sadece pilotluk seviyesinde yönetiliyor?
2.Genelkurmay Harekat Merkezi bünyesinde askeri mühendislik, tekniker, uydu yer hizmetleri bağlamında hizmet verecek operasyon merkezi kuruldu mu? Kuruldu ise ilk andan itibaren SİHA yönetimi neden şirket yetkililerine devredildi.
3.TSK bünyesine katılan ve halkın vergileri ile sağlanan ileri teknolojik silah,araç ve gereçleri kullanma yeterliğinde her hangi bir aksaklık var mı?
4.TSK eğitim doktrini üst seviyedeki teknolojik silah,araç ve gereçlerin sevk ve idare seviyesine getirildi mi, getirilmedi ise bu eksikliğin sorumluluğunu alıp gereğini yapmayı düşünüyormusunuz?
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler öz eleştirileri yapar mı bilmem ama öz eleştiri olmadan mükemmellik sağlanamaz.
(Yayınlanan yazılar, köşe yazarlarının kendi şahsi görüşüdür.)
