Reklam
https://www.sakaryadetayhaber.com/files/uploads/user/6107f0a7614917c3c78a74ebe45f00ca-616edffbe5bfa4fdf722.jpg
Olgun Sert

DOĞU VE GÜNEYDOĞU GERÇEKLERİ

21-09-2024 17:36

Diyarbakır'da katledilen Narin Güran’ın gerçek katilinin kim olduğu yönündeki adli çalışmalar ulusal gündemimizde yer almaya devam ediyor. Adli soruşturma ve kovuşturma sürecinde Narin Güran kızımızı katledenler er ya da geç elbette hak ettikleri cezayı alacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmamakla beraber bu cinayet olayında çoğu insanımız bölgenin sosyal,kültürel ve feodal yapısı hakkında kısmen bilgi sahibi oldu.

Doğu ve Güneydoğu bölgemizde ne yazık ki halen dahi toprak ağalığı ve aşiret yapılanması devam etmektedir. Aşiret yapılanmasının devam ettiği bu bölgelerde aileyi ve aşireti etkileyen durumlarda konu önce aile meclisinde görüşülüp aşiret meclisine taşınarak karara bağlanır. Aşiret meclisince alınan karar kesin ve bağlayıcı olup karar doğrultusunda hareket edilir. Aşiret meclisinin aldığı  karara uymayanlara kim olursa olsun ağır yaptırımlar uygulanır. 

Aşiret ve toprak ağalığı halen dahi devam eden bu bölgelerimizde ne yazık ki bütün topraklar aşiret reisine aittir. Aşiretin diğer üyeleri aşiret reisinin toprağı kullanım hakkı verdiği ölçüde toprağı kullanabilmekte ve geçimini sürdürebilmektedir.

İşte tam bu noktada hassas bir konuya değinmek; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile ülkemizin kalkınmasına çok büyük bir katkı sağlayacak olan “Toprak Reformu”nun gerekliliğinden bahsetmek gerekecek.

Pkk terör örgütü ile mücadele edildiği dönemlerde bazı basiretsiz siyasetçilerin yanlış politikaları ile bölgede bulunun bazı aşiret reisleri hiç kullanmadıkları sadece ot büyüyen verimli topraklara tarımsal teşvik adı altında oldukça yüksek meblağlarda amiyane tabirle siyasi rüşvet almışlar ve bu alışkanlığı o dönemlerde alışkanlık haline getirmişlerdi.

Bu bölgede özellikle 1984-1999 yılları arasında ne yazık ki Pkk terör örgütü sayesinde bazı kazanımları ve hakları aldıkları düşüncesinde olan hatırı sayılır bir kitle oluşmuştur. Bölge halkı yıllarca elektrik ve su parası ödememiş,asla üretken olmayı düşünmemiş,siyasi rüşvetler sayesinde bedava yaşamaya alıştırılmış durumda kalmışlardır. Siyasi rüşvetler nedeniyle üretmeden yaşayamaya ve para yemeye alıştırılmış olan bölgede tarım arazilerini ot kaplamış,hayvancılık neredeyse bitme noktasına gelmiştir. Neredeyse adım başı harabe görünümüne bürünmüş sözüm ona teşvik yatırımları oluşmuş, hemen hemen herkes teşvik almak için arazisine birkaç duvar örüp, teşvik paralarını alıp kayıplara karışmış,verilen siyasi rüşvetler Türk milletinin sırtına yüklenmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki yüz binlerce dekar çok verimli arazilerin aşiret reisleri, toprak ağaları gibi kişilerin elinde boş ve atıl durumda bırakılmasının önüne geçilerek bir an önce batıdaki şehirlerimizde yaşayan topraksız vatandaşlarımıza ya da soydaşlarımıza dağıtılıp işletime ve kullanıma açılması gerektiğini belirtmek istiyorum. Bunun için ise gereken yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor. Bu sayede çalışmadan sadece istemeye ve siyasi rüşvete alışmış bazı menfaat gruplarının önüne geçildiği gibi toprak sahibi olan vatandaş ya da soydaşlarımız kendi topraklarını her türlü tehdide  karşı korumasını bilerek, her biri vatanın bölünmez bütünlüğü için göğsünü siper edecek, bunun yanında demografik dengelerde sağlanmış olacaktır.

Bu uygulamayı Atatürk başlatmış ve özellikle Doğu Karadeniz bölgesi ile yurt dışından getirilen soydaşlarımız bu bölgelere yerleştirilmiştir. Ancak Atatürk’ün vefatından sonra yönetime gelenler bu uygulamaya devam etmeyerek çok büyük hata yapmışlardır. Ulu Önder Atatürk’ün bu uygulaması ile Van, Muş, Ağrı, Erzurum, Bitlis, Bingöl gibi illere yerleştirilen Türkler, bölücü ve hain planların karşısında daima birer burç gibi durmuşlardır. Pkk terör örgütünün sözüm ona “Denge” stratejisini yoğun olarak uygulamaya çalıştığı 1992-1994 yılları arasında Anadolu’dan getirilerek bölgeye yerleştirilen Türkleri aşamamışlar, tıkanıp kalmışlardır.

Toprak reformunun yapılmaması durumunda her türlü tarımın yapılmasına müsait durumda bulunan binlerce dönüm araziler bir grup kişi ve çevrelerin elinde kalacak, bu kişiler sadece istemeye ve almaya alışkın olduklarından bu araziler atıl ve kullanılmaz durumda kalacak, üzerilerinde ot bitmeye devam edecektir. Bundan da önemlisi binlerce kişinin binlerce dönüm arazi üzerinde misafir gibi kalıp bir kişinin kararına uydurulması yerine binlerce dönüm arazi üzerinde binlerce kişinin ayrı ayrı fert olarak ikna edilmesi yöntemi tercih edilmelidir. 

Bu sayede toprak reformu ile üretmeden tüketmeye, vermeden almaya alışmış belli grupların üzerindeki siyasi rüşvet ataletinin önüne geçilmiş olacaktır. Aksi halde bu bölgelerdeki menfaat çarkı tekelleşmeye ve tehlikeli oyunların oynandığı saha olmaya devam edecektir.  

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunan vatandaşlarımızı Pkk terör örgütünün hedefine giden yolda araç olarak kullanılmasına engel olmak gerekmektedir. Bölge insanının çok büyük kesimi Türk vatandaşı olmanın gururunu yaşamaktadır. Bu gururu zirvede tutup terörist emellere alet olmadan bölgesel ve kitlesel eylemler ile ayaklanma gayretlerini boşa çıkarmak gerekir.

 Türk Milleti istediğinde her şeyi yapmaya muktedirdir. Yeter ki isteyelim. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

 

(Yayınlanan yazılar, köşe yazarlarının kendi şahsi görüşüdür.)

 

 

Neler Söylendi?