İnsan çoğu zaman hayatı büyütmek ister. Daha çok başarmak, daha çok insanı memnun etmek, daha fazla sorumluluğu aynı anda taşımak… Sanki hayat ne kadar doluysa o kadar iyi yaşanacakmış gibi gelir.
Oysa zaman geçtikçe fark edilen şey bambaşkadır:
İnsan, çoğu zaman yaptıklarından değil, bırakamadıklarından yorulur.
Yorgunluğun Gerçek Sebebi
Bazen günün sonunda neden bu kadar yorgun olduğunu bile anlayamazsın. Ortada büyük bir mesele yoktur aslında. Ama küçük şeyler birikir.
Söyleyemediğin “hayır”lar, gereksiz yere uzayan konuşmalar, içinden geçip de sustuğun cümleler… Hepsi fark edilmeden zihinde yer kaplar, ağırlık yapar.
Yorgunluk çoğu zaman büyük yüklerden değil, sürekli taşınan küçük fazlalıklardan gelir.
Herkesi Memnun Etmeye Çalışmak
İnsanın en sık düştüğü hatalardan biri, herkesi anlamaya ve herkesi idare etmeye çalışmasıdır. İyi niyetle başlayan bu çaba, zamanla kişinin kendi sesini bastırmasına neden olur.
Herkesi memnun etmeye çalıştıkça, kendi iç sesin kısılır. Bir süre sonra ne istediğini bile net duyamaz hale gelirsin.
Oysa bazı tartışmalara girmemek, her söze cevap vermemek zayıflık değildir.
Bu, insanın kendini koruma biçimidir.
Her şeye cevap vermek zorunda değilsin.
Huzuru Korumak Gerekir
Huzur, kendiliğinden gelen bir şey değildir. Korunması gerekir.
Nasıl paranı gereksiz yere harcamamaya dikkat ediyorsan, aynı özeni ruhuna da göstermen gerekir. Çünkü küçük gibi görünen her stres, içeride bir iz bırakır.
Fark edilmeyen birikimler, zamanla insanın iç dünyasını ağırlaştırır.
Geçmişin Yükü
İnsan bazen birini ya da bir olayı bırakmaz. Yıllarca içinde taşır. Ama fark etmeden en çok kendini yıpratır.
Affetmek, her zaman karşı tarafı haklı çıkarmak değildir.
Bazen sadece kendi içindeki ağırlığı indirmektir.
“Tamam, bu kadar yeter” diyebilmektir.
Zihnin Hareket Etmeye İhtiyacı Var
Zihin de beden gibidir. Sürekli aynı yerde kalırsa ağırlaşır.
Aynı düşünceler, aynı korkular, aynı tekrarlar… Bir noktadan sonra insan kendini sıkışmış hisseder.
Bu yüzden hareket etmek sadece fiziksel değildir. Bazen bir düşünceyi değiştirmek, bazen küçük bir karar almak bile zihni açar.
Küçük bir adım, büyük bir ferahlık getirebilir.
“El Âlem Ne Der?” Yorgunluğu
İnsanı en çok yoran düşüncelerden biri de budur:
“El âlem ne der?”
Herkese yetişmeye çalışırken, insan fark etmeden kendinden uzaklaşır. Her “evet”, çoğu zaman kendi hayatına söylenmiş bir “hayır” olur.
Bir süre sonra kişi, kendi isteklerini sürekli ertelemeye başlar.
Oysa herkesin seni onaylaması gerekmiyor.
Senin kendinle barışık olman yeterli.
Ertelenen Hayat
Bir de hep ertelenen bir hayat vardır.
“Bir gün yaparım” denilen şeyler, aslında en sessiz kayıplardır. Çünkü o “bir gün” çoğu zaman gelmez.
Hayat zaten hiçbir zaman kusursuz şartlar sunmaz. Mükemmel zamanı bekledikçe, bazı şeyler sadece düşüncede kalır.
Sadeleşmenin Gücü
Aslında hayatın özü çok karmaşık değil.
Mesele daha fazlasını eklemek değil, biraz azaltabilmek.
Daha çok insanı taşımak değil, doğru insanları tutabilmek.
Her şeye yetişmek değil, kendini yormamayı öğrenmek.
İnsan bunu fark ettiğinde hafiflemeye başlar.
Ve hafifleyen insan, gerçekten yaşamaya başlar.
Selam ve saygılarımla...
Telif Hakkı ve Sorumluluk: Bu köşe yazısındaki fikirler yazarın şahsi görüşleridir ve sorumluluğu yazara aittir. Yazının tüm hakları saklıdır; kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Çağdaş Sürücü
Bir Gün Değil, İçimde Eksik Kalan Bir Ömür
Turan Ateş
ÜLKEMİN SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
İbrahim Hakkı Gündoğdu
SUMUD BİN UMUT
Şakir Albayrak
SANAT ve BİLİM KONULU SOHBETİM
Olgun Sert
ANITKABİR’DE MİNİ ETEKLİYE CEPHE SELAMI PROTOKOLÜ
Taner Yıldız
TAŞ ATARAK TANKLARI DURDURACAĞINI ÜMİT EDEN ÇOCUKLAR ve ZULME SESSİZ KALAN ZALİM İDARECİLER
Hasan Topçu
BEN BU KÖYÜN NAMUSUYUM
Fuat ÖZGEN
BİZE ASIM’IN NESLİ GEREK
Saniye Altakhan
MAÇI İZLEDİM
Serpil Başer
UYANSANA ANNEM