Elinizde şarabınız, Ege'nin eşsiz manzarasını izlerken felsefenin, sanatın ve ticaretin altın çağını yaşadığı bir dünyada olduğunuzu hayal edin. Sonra ufukta giderek büyüyen ve kıyılarınıza ölüm getiren devasa bir gemi filosu beliriyor. Medeniyeti bir anda kan gölüne çeviren bu yabancı filo, arkasında binlerce yıl sürecek sorular bırakarak yok olup gidiyor.
İşte tarihin en büyük gizemlerinden biri olan Tunç Çağı çöküşünü başlatan "Deniz Kavimleri" efsanesi böyle başlar. Ancak bu gizemli ittifakın içinde öyle bir grup var ki, onların hikayesi bugünün dünyasını, inançlarımızı ve doğrudan Ortadoğu'yu şekillendiren eşsiz bir domino taşına dönüştü: Pelesetler.
Uzaylı Değil, İklim ve Kriz Mültecileri
Popüler kültürdeki fantastik teorilere inanırsanız, onların yer altından gelen Atlantisliler ya da antik uzaylılar olduğunu bile duyabilirsiniz. Ancak gerçek çok daha çarpıcıdır. Onlar; M.Ö. 1800'lerde başlayıp yüzyıllar süren büyük deprem fırtınaları, kuraklıklar ve yıkıcı Santorini süper volkanının patlamasından kaçan sıradan Ege, Anadolu ve Akdeniz halklarıydı.
Yozlaşan yönetimler art arda gelen krizleri çözemeyince, hayatta kalmak uğruna her şeyi yapabilecek bir duruma gelen askerler, denizciler ve köylüler isyan ederek denizlere açıldılar. Amaçları sadece yakıp yıkmak değil, yaklaşan yok oluştan kaçmak ve hayatta kalmaktı.
Firavunun Zekası ve "Filistin" İsminin Doğuşu
Bu devasa göç dalgası dönemin süper gücü Mısır kıyılarına dayandığında, Firavun 3. Ramses onları büyük bir bozguna uğrattı. Ancak Ramses, hayatta kalanların hepsini kılıçtan geçirmek yerine dönemin krizini fırsata çevirdi; işe yarayacaklarını düşünerek onları ordusunda asker ve şehirlerinde zanaatkar olarak görevlendirip Mısır topraklarına kabul etti.
Pelesetlerin asıl kalıcı mirası ise Mısır sonrasındaki göç rotalarında gizlidir. M.Ö. 12. yüzyılda Mısır'dan Kenan diyarına (Levant bölgesine) göç eden bu grup, bugün dünyanın kaderini belirleyen topraklara yerleşerek Gazze, Aşkelon, Aştot, Ekron ve Gat şehirlerini kurdular. Bugün her gün haberlerde duyduğumuz "Filistin" (Palestine) isminin kökeni, bizzat Ege'den kopup gelen bu "Peleset" halkına dayanmaktadır. Kazılarda bulunan Ege tarzı seramikler, DNA analizleri ve hatta Yahudi kayıtlarındaki ayetler, Filistinlilerin bir kısmının Ege'den göç eden bu halkların genetik izlerini taşıdığını kanıtlamaktadır.
Yıkılan Tapınaklar, Değişen İnançlar
Bu zorunlu göç ve devasa yıkım, yalnızca haritaları değil, insanlığın inanç dünyasını da kökten sarstı. İnsanların gözleri önünde tapınakları yıkılıp aileleri katledilirken, inandıkları koruyucu çok tanrılı putlar yardıma gelmedi.
Tanrılara duyulan bu büyük güven erozyonu, paganizmin sonunu hazırlarken; Pelesetlerin yerleştiği bu göç rotalarında felsefi olarak çok daha kapsayıcı tek tanrılı İbrahimi dinlerin ve Zerdüşt inancının hızla yayılmasına zemin hazırladı.
Vietnam'dan Kapitalizme: Tarihin Tekerrür Eden Şok Dalgaları
1950'lerde ABD Başkanı Eisenhower'ın Vietnam'daki tehlikeyi anlatmak için kullandığı "domino taşı etkisi" tabirinin, tarihteki en kusursuz örneği bizzat bu çöküş dönemidir. Tıpkı Tunç Çağı'nda birbirine aşırı bağımlı ticaret ağlarının bir ekolojik felaketle zincirleme çökmesi gibi, günümüzde de Covid-19 pandemisinde benzer bir küresel ağ çöküşünü yaşayarak tecrübe ettik.
Bugün devasa bir süper volkan patlamamış olabilir; ancak kapitalizm balonunun patlamak üzere olduğu bu çağda, tıpkı Deniz Kavimleri gibi milyonlarca insan hayatta kalmak için mülteci akınları halinde yollara düşüyor. Daha da ürkütücüsü, Ortadoğu'da bugün yaşanan savaşlar ve yıkımlar karşısında ilahi bir müdahale göremeyen yeni nesillerin, tıpkı binlerce yıl önceki gibi büyük bir inanç erozyonu ve kırılma yaşaması kuvvetle muhtemeldir.
Son Söz: Okyanusta Bir Damla mısınız?
Antik çağın insanları, bu devasa sarsıntıların sonuçlarını 100 yıla yayılan bir kaosla tecrübe etmişlerdi. Ancak modern iletişim çağında domino taşları çok daha hızlı devriliyor ve dünyayı sarsan değişimleri 10-15 yıl içinde yaşayabiliyoruz.
"Ben koca okyanusta bir damlayım, ne değiştirebilirim ki?" diyerek umutsuzluğa kapılmamalıyız. Pelesetlerin hayatta kalma çabası binlerce yıl sonraki inançları ve sınırları nasıl değiştirdiyse, bugün bizim attığımız her adım da geleceğin okyanusunu oluşturacak damlalardır. Unutmayalım; değişimin ilk domino taşını devirmek ve tarihi daha iyi bir geleceğe yönlendirmek her zaman bizim elimizdedir.
Selam ve saygılarımla.
Telif Hakkı ve Sorumluluk: Bu köşe yazısındaki fikirler yazarın şahsi görüşleridir ve sorumluluğu yazara aittir. Yazının tüm hakları saklıdır; kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Çağdaş Sürücü
PELESETLER
Turan Ateş
MEDYADAN BİR HABER ve YORUMLAR
İbrahim Hakkı Gündoğdu
SUMUD BİN UMUT
Şakir Albayrak
SANAT ve BİLİM KONULU SOHBETİM
Olgun Sert
ANITKABİR’DE MİNİ ETEKLİYE CEPHE SELAMI PROTOKOLÜ
Taner Yıldız
TAŞ ATARAK TANKLARI DURDURACAĞINI ÜMİT EDEN ÇOCUKLAR ve ZULME SESSİZ KALAN ZALİM İDARECİLER
Hasan Topçu
BEN BU KÖYÜN NAMUSUYUM
Fuat ÖZGEN
BİZE ASIM’IN NESLİ GEREK
Saniye Altakhan
MAÇI İZLEDİM
Serpil Başer
UYANSANA ANNEM