Merhaba sevgili okurlar,
23 Nisan denince, kulaklarımızda çocuk sesleri çoğalır, gökyüzü bayraklarla biraz daha kızarır. Şehirler hafifler, yüzler yumuşar… Ama bu günün asıl yükü, o neşenin gerisinde, sessizce durur.
Çünkü 23 Nisan, bir takvim yaprağı değil; bir uyanıştır.
Gelin, o sabaha gidelim…
1920’nin Ankara’sında rüzgâr bile yorgundu. Sokaklar suskundu. Yarım kalmış bir binanın altında, eksik bir çatının gölgesinde, bir millet kendine yer arıyordu. Ne doğru dürüst bir masa vardı ne de herkese yetecek bir sandalye… Ama orada bulunan herkes, aynı yükü taşıyordu:
Susmamak.
O gün kimse yüksek sesle konuşmadı belki, ama herkes aynı cümleyi içinde kurdu:
“Artık söz bizim.”
Ve o cümle, duvarlara yazılmadan önce kalplere kazındı:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu bir cümle değildi sadece.
Bir eşiği geçmekti.
Henüz zafer yoktu. Ufuk belirsizdi. Ama bir şey çok netti:
Bir millet, kendi kaderine yabancı kalmayı reddediyordu.
O daracık sıralarda yan yana oturanlar vardı.
Farklı hayatlar, farklı yüzler…
Ama o gün kimse kendini ayrı tutmadı. Çünkü o gün, “ben” kelimesi biraz geri çekildi, “biz” öne çıktı.
Belki de en büyük değişim buydu.
Ve sonra… bu gün çocuklara bırakıldı.
Çünkü çocuk, yarının en temiz hâlidir.
Çünkü bir millet, en çok unuttuğu yerden eksilir.
Ve çünkü egemenlik, unutulmaya en yatkın emanettir.
23 Nisan, bu yüzden sadece bir bayram değildir.
Bir hatırlayıştır.
Kendine dönüp sormaktır:
Ben hâlâ sözümün sahibiyim mi?
Çünkü zaman değişir, şehirler büyür, binalar tamamlanır…
Ama insanın içindeki o ses zayıflarsa, hiçbir şey tam sayılmaz.
O gün o çatının eksikliği kimseyi durdurmadı.
Çünkü asıl olan, başını sokacak yer değil; başını dik tutacak iradeydi.
Bugün her şey daha sağlam görünebilir.
Ama insanın içindeki o irade incelirse, en güçlü yapılar bile sessizce çöker.
Ez cümle:
23 Nisan, bir milletin kendine döndüğü gündür.
Kendi sesini ilk kez bu kadar net duyduğu an…
Ve unutmayalım:
Bir gün, sesini unutanlar; başkasının sesine razı olur.
O yüzden mesele kutlamak değil…
Hatırlamak.
Selam ve saygılarımla.
Telif Hakkı ve Sorumluluk: Bu köşe yazısındaki fikirler yazarın şahsi görüşleridir ve sorumluluğu yazara aittir. Yazının tüm hakları saklıdır; kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Çağdaş Sürücü
Bir Gün Değil, İçimde Eksik Kalan Bir Ömür
Turan Ateş
ÜLKEMİN SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
İbrahim Hakkı Gündoğdu
SUMUD BİN UMUT
Şakir Albayrak
SANAT ve BİLİM KONULU SOHBETİM
Olgun Sert
ANITKABİR’DE MİNİ ETEKLİYE CEPHE SELAMI PROTOKOLÜ
Taner Yıldız
TAŞ ATARAK TANKLARI DURDURACAĞINI ÜMİT EDEN ÇOCUKLAR ve ZULME SESSİZ KALAN ZALİM İDARECİLER
Hasan Topçu
BEN BU KÖYÜN NAMUSUYUM
Fuat ÖZGEN
BİZE ASIM’IN NESLİ GEREK
Saniye Altakhan
MAÇI İZLEDİM
Serpil Başer
UYANSANA ANNEM