DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Şakir Albayrak
Şakir Albayrak
Giriş Tarihi : 06-02-2022 20:51

HARF İNKÎLABI ÜZERİNE MÜLÂHAZALAR

1 Kasım 1928 tarih ve 1353 sayılı harflerin değişikliği ve tatbikatına dair kanuna göre Arap alfabesinden mülhem Osmanlı alfabesini bırakıp Latin harflerinden mülhem 29 harften mürekkep harfli, bazı işaretlerden Oluşan Türk Alfabesiyle yazmaya başladık.

Elbette ki bu uygulama, hazırlık çalışmalarından sonra tatbikat seviyesine inkılap etti. Alfabe heyeti sessiz sedasız çalışmadı, konuya dair muhakkak tezler anti tezler savunuldu, sonunda bu gün kullandığımız alfabe oluştu. O gün karşı olanların dediği olmadığı gibi bu gün de karşı olanların dediği olmayacak. Prensip itibariyle bendeniz de konuya muhalif tavırlar gösterenlere destek vermedim değil. O gün harf değişikliğine bakışım nasılsa bu gün de aynıdır. Bugün ,kullandığımızalfabeyi bırakıp daha evvel kullandığımız alfabeye veya başka bir alfabeye geçmeye ben kesinlikle karşı  olurum.  94 yıl boyunca oluşturulmuş çeşitli alanlardaki müdevvenatı terk edip başka bir alfabeye geçmek oldukça handikaplaramaruz kalmayıicap ettirir ki bu münasip bir yaklaşım olmaz. O gün değildi, bu gün de değildir. Bunun sıkıntısını Kütüphanelerimizde mevcut yazma eserleri okuyup anlamama özelliğimiz dikkate alınırsa yine 90-100 yıl sonraki nesil de bizim durumumuza düşecektir. Gelecek kuşakları böyle bir duruma düşürmeye hakkımız olmadığını peşinen belirtmemiz lazım. İnşallah buna mecbur olduğumuz şartlarla karşılaşmayız. Buraya kadar ayrı bir konu. BU konuda muhalifler, bir gecede halkın cehaletle yüz yüze bırakıldığını iddia ederken müdafi taraf ise o zaman kaç kişi okuyordu ki? Okuryazardı ki deyiveriyor. Bu tutum ve davranışların arkasında ilmi kaynaklar yatmıyor. Bunlarınkâffesine yakın kısmı aksülameldir. BU gün tepki diyoruz. Bu tepkiler bilimsel bir çalışmanın sonucu oluşmamıştır. Adı üstünde tepki. Bilimsel sonuçlara tepkiden ziyade etki denir.

Ben bu mevzuda tekrar bir alfabe değişikliğinin bilimsel olamayacağı kanaatini muhafaza ediyorum.Etki ve tepkilerle dopdolu bu keyfiyetle ilgili bir hakikate ulaştım. Bu hakikati deşifre etmek için bu metni kaleme aldım. Cumhuriyet öncesi Türkiye’nin halini açıklayan istatistikî çalışmalar yapılmadığından, kim ne derse desin, laflar havada kalmaya mecburdur. Balıkesir’deki durumun diğer illerle bir ihtimal mukayesesi yapılabilir düşüncesindeyim.

Eğitim camiamızın tanıdığı simalardan Cavit Binbaşıoğlu’nun “Başlangıcından Günümüze Türk Eğitim Tarihi “çalışmasında Harf devrimini kast ederek “Bir gecede okuryazar oranını 0’a indirdik, yüzde 25’e çıkarana kadar 8 yıl mücadele ettik .” dediğini öğrenince insan biraz daha gerçeğe yaklaştığına inanıyor.

1920 senesinde Balıkesir’e tayin olan Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey, şehre yerleştikten sonra boş duramaz, bir çalışma yapar. Bu çalışmanın adı,”1920’de Balıkesir’dir. Balıkesir valiliği Kültür yayınları arasında 1997/1 numara ile yayınlanmıştır.

Balıkesir’in sosyal hayatını inceleyen kitabın sadece “Eğitim” bölümüyle ilgili kısmı konumuz dâhilinde kaldığından bazı sayılar takdim edeceğim.

Okul Adı                                             Kız öğrenci sayısı                      Erkek öğrenci sayısı

Sultani                                                                                                                  173

Daru’l-Muallim’în                                                                                                   63

Tam kadrolu numune iptidaî                         208                                                 250

Dört Muallimli İptidaî                                                                                            220

Üç Muallimli İptidaî                                        96                                                    92

İki Muallimliİptiaî                                                                                                    70

Anaokulu                                                       99

Hemen anaokulu konusunda bir hatırlatma yapayım. Anaokulları kavramına 1980’den sonra aşina    olduk.1920’de anaokulu olduğuna ve öğrenci sayısının miktarına kadar bilgi sahibiyiz. Üstelik bu okulların öğrencisinin kız oluşu ayrı bir konu.

Okula gece öğrenimine giden 400 öğrenci ile birlikte 1909 öğrenci öğrenim görmektedir.

30000 nüfuslu şehrin öğrenim çağının 20 yaştan aşağı kabul edilmesi şartıyla 13000 kişinin 1900 kadarının tahsil gördüğü belirtilmektedir.

İstatistik çalışması olmadığından 80 yaş üzeri insanların tahsil durumu şöyle belirtilmiştir:

9712 kişi iptidaîyye mezunu.

1559 kişi Rüştiye mezunu.

18 kişi mekteb-i Sultanî mezunu.

144 kişi  Daru’l Muallimîn mezunu.

23 kişi Hukuk Fakültesi mezunu.

185 kişi diğer yüksekokullardan mezun.

Bu sayılar verildikten sonra da Balıkesirlilerin eğitime çok önem verdikleri vurgulanmaktadır.

Şehirde5 kütüphane,3 matbaa,15 ilim adamı, 7 şeyh, ikisi serbest,6 doktor, 6 veteriner hekim, 2 diş tabibi, 4 eczane, biri serbest,2 ebe, 25 avukat bulunduğundan da bahsedilmiştir.

Avukat sayıları açısından bir karşılaştırma yapmak gerekirse 24 Ocak 1920 yılında kurulan Balıkesir barosunda 30000:24= 1250 kişiye bir avukat düşüyor. Bu yazının yazılması sırasında tespit edildiğine göre Balıkesir nüfusu, 1250610:1295(avukat sayısı)=965, 72 kişiye bir avukat düşüyor.

Türkiye çapında ise 84000000: 160651(avukat sayısı)=522.87 kişiye bir avukat isabet etmektedir. Bunları, “Hani o zaman okuryazar mı vardı ki cahil edilmiş olsunlar.” ifadesinin anlaşılması için belirtiyorum.

Tartışılıp müspet karara varılacak o kadar konu var ki tartışmadan uzak kalınıyor. Bu mevzuların tartışılmasına gerek yok. Gerçeği tespitle yola devam edilip yanlıştan uzak, en azından doğruya yakın çalışmak. Niçin böyle bir cümleye yer veriyorum? Doğrunun kaynağı ve doğrunun kendisi ilahî olmak sadedinde insanoğlu ancak doğruya yaklaşabilir tam doğru olamaz çünkü doğrunun kaynağı da değildir, doğrunun kendisi de değildir. Bu yüzdendir ki ancak doğruya yakın çalışmalar yapabilir, isterse.

Bu veriler bile bazı yersiz ve de lüzumsuz tartışmalara nokta koyar kanaatindeyim.

Milletimizin her ferdinin, devlet gemisinde yolcu olduğunu düşünüp kabul edip battığında, sen –ben ayırmadan suya dalacağını ve her ferdin hayatının sona ereceğini düşünerek çalışmalı ve söz sarf etmeliyiz.  Siyasal ayrılıklar, aslında memleket yönetme metodunun farklılıklarıdır.  Bazı metotlar başarılı kılar, bazıları da başarısız. Biz,başarılı kılan metot sahiplerini, mutadı üzerine nasıl olsa seçiyoruz. Ülkemizi aşağı çekecek akıl sahiplerine (!) ve akıldanelere fırsat vermemeliyiz. İleri daima ileri, sürünerek de olsa ileri…

Şakir Albayrak, Çekmeköy,06.02.2022,18.42

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA