KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 28-11-2022 11:28

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE ÇAĞDAŞLIK

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE ÇAĞDAŞLIK

Anayasalar, millî mutabakat ürünü, belge metinlerdir. Bu itibarlaistisnasız her vatandaşın problemlerinin çözüm kaynağı olmasıgerektiği gibi taşkınlıklarının durdurulmasının da dayanağıdır. Çağdaşanlayışların yönlendirici olmaktan çok, insanın kolay yaşamasınınyollarını açmanın görev sayıldığı anlayışlar olduğu görüşünün,insanlığın bir nevi tam ve tek ortak olduğu görüştür.

Hal böyle olunca mutabakata dâhil olanların maddî - manevî

ihtiyaçlarının, toplumsal farklılıklarına ve dahî dinî- felsefî

nüanslarına rağmen kolay yolardan giderilmesinin kurallarının kaynağıda şüphesiz anayasalardır. Kurallar manzumesi olan bu anayasalar,elbette ki toplumdan topluma değişiklikler gösterirler.

T.C. Anayasası da bizim toplumumuzun yaşama kaynağı vemihengidir. Değilse mihengi olacak vasıfta anayasa tertiplenmelidir. Böyle olunca insana mahsus bütün problemlerimizin de çözümüiçin başvuru kaynağıdır.

Toplumsal gelişmeler karşısında, yetersizliği görüldükçe de

sosyalmobilitenin yolunun açılması için gelişen topluma değişenanayasalar oluşturulur. Bu da yasama organının, TBMM'nin görevidir. Kız çocuklarını okula çağırankampanyaların revaçta olduğu bir memlekette "Haydin kızlar okula"çağrıları, kulaklarda uğuldarken kız öğrencilerin başlarınınkapalılığı gerekçesi (sebebi) ile bin bir çile ve geçim sıkıntısıiçinde kazandığı ve de kayıt olduğu üniversitenin cümle kapısındaniçeri sokulmayışlarının sebebini de Anayasada aramak ve çözüm bulmakokur-yazarların aslî görevlerinden sayılmalıdır. Başı örtülü öğrenci"dinimin bir vecibesidir de onun için örtüyorum." diyor. Muhalifolanlar da "hayır siyasî simge olduğu için örtüyorlar." diyor. Hangisidoğru? Başörtüsünü resmen siyasî simge bellemiş bir siyasî parti varda biz mi bilmiyoruz. Sonra nereden biliyorsunuz? Bizim göremediğimizbir bildirge mi var ki?  Dinî gerekçe ile örttüğünü kabul edelim.Bu anayasanın hâkimiyetinin dışında bir din mi var? Onunsimgesini mi taşıyorlar. Yasa dışı bir siyasî parti mi var?Onun simgesimi bu. Yazık. .!Ne yasa dışı bir siyasî parti var ne de yasa dışı bir din. Buanayasa hükmüne tabi insanların kahir ekseriyetinin nüfuskayıtlarında "din" hanesinde "İslam" yazılı idi. O halde "Bu örtüyeilgili İslâm dininin hükmünün neolduğuna bakmamız, bulduğumuz hükme göre hareket etmemiz gerekmez mi? Yani siyasî simge mi, dinî gereçmi? Doğru mu söylüyorlar yalan mı? Ayırt edilebilir.Diğer taraftan, bu anayasa, dinlerle ilgili neler vaaz ediyor?Ona da bir göz atmak lâzımdır. Anayasa şöyle diyor:

X. KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK*

MADDE 10. - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

MADDE 14. - (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alanhak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezbütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâikCumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçimindekullanılamaz.

MADDE 17. - Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.

 VI. DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ

MADDE 24. - Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin vetörenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya,dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç vekanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitimi ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altındayapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretimkurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunundışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine,küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Hem din öğretip hem de öğrendiği dinin icabını uygulayana cebretmek, Deli Dumrul’un kurduğu köprüden geçen ve geçmeyenlerden ücret istemesine benzemez mi?

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzeninikısmen de olsa, din kurallarına dayandırmaya veya siyasî veya kişiselçıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, diniveya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismaredemez ve kötüye kullanamaz.

VII. DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİ

MADDE 25. - Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz vesuçlanamaz."

Anayasanın hükümleri böyle. Hem dinî hürriyetiniz olacak hemuygulama yasağınız. Bu çelişki tabiî ki Anayasamızın 14. maddesinin hükmü, hiç şüphesiz dinin -ki bahse mevzu din, İslâm'dır.- Muamelat hükümlerinin icrası cihetinin tercihedilmesi ve de icrası halinde ihlâl edilmiş olur. Kıyafet mevzuu isemuamelattan değil ahlâktan bir unsurdur. Hal böyle olunca olanlarınasıl açıklayacağız? Ortada kapalı bir şey yok ki. Olanlar sadece kördövüşüdür.

Anayasanın 24. ve 25. maddelerine uygun icraatlar bile günlerdiroyalandığımız problem çözümlerine zaten cevaz vermektedir.

Bir dini,anayasal kabul ettiğinizde, ona sınırlamagetiremezsiniz. Sınırlama getirdiğinizde ilâvelerinizle birlikte yenibir din oluşturmuş olursunuz. Bu da sizin dininiz olur, sizi bağlar.

Mevcut anayasa demek ki anlaşılamamış anayasaya anlaşılır hükümlerilave edilmesi iktiza etmiş. Hadi hayırlısı.

Müşterek düşman karşısında yekvücut olmayı bilenler, düşmanınbertaraf edilmesinden sonra da birbirleri ile dost olmayı yekvücut olmayı başarmalıdırlar.

Biz, üniversite gençliğinden bunu bekleriz. Akademisyenler de rartık anayasamızıokusunlar .

Hele yasama görevini yerine getirmekle görevli olanlar! Ben mi yanlış okuyor ve yanlış anlıyorum. Eğer öyle ise doğrusunu öğrenmek isterim.

Başörtüsü başlığı, altında anayasaya bir umde ilâvesine hiç lüzum yoktur. Neden toktur? Anayasa DİN ve VİCDAN hürriyetini deklere ediyor. Bu ülkede hangi dinden olduğuna bakılmaksızın insan davranışlarına ayrıca kısıtlama getirilmesi, “Benim tayin ettiğim kadar din ve vicdan hürriyetine sahipsiniz demektir.” Bir hareketin sebebi beğenilmeyip sorgulandığında, “Dinimin öngörüsü böyle, onun için böyle yapıyorum. “ deniyorsabunun doğruluğunu tespit için hürriyet vaaz ettiğin o hangi dinse onun umdeleri ile istintaka çekilenin iddialarını karşılaştırmak yeter de artar bile. Başörtüsünün siyasî simge olduğunu iddia edenler! Öyle olsa bile parti rozeti taşımak suç mu? Bu, derenin yukarısında bulunan kurdun, aşağıdaki kuzuya “Şimdi su içeceğim. Suyu bulandırıyorsun.” demesinin ta kendisidir. İslâm’ın özüne inanmayanlar genel olarak İslâm’ı hatırlatıcısı saydıkları her nesneye muhalif olup inanmamışlıklarını, zinhar perdelemeye yeltenirler. Kim inanır size? Laik ve demokratik olmak istiyorsanız Anayasal güvenceye bağlanmış bir dinin mensuplarına bir kıyafet dayatamazsınız. Her inanan, dininin öngördüğü kıyafeti kullanır. Kafanız kızıyorsa kıyafeti bozuk birine, hani sen “Müslümanım, Hristiyan’ım diyordun.” Bu kıyafetler dinine göre tecviz edilmiş midir? Sorusunu sorarsınız.*T.C. 1982 Anayasası

Şakir Albayrak,28.11.2022,00.59, Çekmeköy-İstanbul

 

AdminAdmin