KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 02-11-2022 14:13

Mimar Sinan'ın Büyük Aşkı

Mimar Sinan'ın Büyük Aşkı

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın, eşi Hürrem Sultan'dan doğan biricik kızına Mihrimah adı verilmiştir. Farsça Güneş anlamına gelen Mihr ve Ay anlamına gelen Mah adlarından oluşan mürekkep bir ad verilmiştir. Kanunî'nin el bebek, gül bebek yetiştirilen ve nazla büyütülen kızı Mihrimah Sultan dünya güzeli bir kızdır artık. Öyle rivayet edilir ki Mihrimah Sultan, sarayın baş mimarı olan Sinan'a Üsküdar'da bir cami yapmasını sipariş eder. Bunun üzerine Sinan, Mihrimah Sultan adına İskele Camii de denilen eseri inşa eder. Ancak bu vesileyle Sinan gönlünü padişahın biricik kızına kaptırır. Ne var ki Sinan'ın büyük aşkı Mihrimah Sultan'a Diyarbakır Beylerbeyi Rüstem Paşa talip olur. Bu haber, bir anda halk arasında hızla yayılır ve kulaktan kulağa dedikodular dolaşır. Zengin fakat cimri olan Rüstem Paşa ayrıca Mihrimah Sultan'a göre yaşlıdır. Dahası Rüstem Paşa'da cüzzam hastalığı vardır. Yayılan bu dedikodular cihan padişahı Kanunî Sultan Süleyman'ın kulağına kadar gider. Kızını Rüstem Paşa ile evlendirmek isteyen Kanunî'nin, yayılan bu dedikodulardan canı çok sıkılır. Paşa'nın cüzzamlı olup olmadığını öğrenmek için sarayın başhekimini Diyarbakır'a gönderir. Beylerbeyi olan Rüstem Paşa'yı muayene eden başhekim Paşa'nın kaftanında bir iki bit bulur. Cüzzamlılarda bit olmayacağı için durum aydınlanır. Böylece Rüstem Paşa Veziriazamlığa atanır ve Mihrimah ile evlendirilerek padişahın damadı olur. Hikâye doğru mu değil mi bilinmez ama bir şairin söylediği beyit, bu rivayetin doğruluğunu ima etmektedir. Kaynaklarda geçen iki dizelik bu beyit şöyledir: Olucak bir kişinin bahtı kavi talii yar Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar Yani adamın üzerinde bit çıksa yerine göre işe yarar. Bu yüzden Rüstem Paşa'ya “Kehle-i itibar veya Kehle-i İkbal” lakabı verilmiştir. Bu da itibar veya ikbal kazandıran bit anlamına gelmektedir. Kanunî, kızı Mihrimah'ı Rüstem'le evlendirince, Sinan'ın aşkı içini kavurmaya devam eder. Üsküdar Mihrimah Camii'nden 14 yıl sonra Sinan ikinci bir cami siparişi daha alır. Sinan, sevdiği ve gönlünün sultanı kabul ettiği Mihrimah'ın, bu seferki siparişi için işe koyulur. Ona İstanbul'un bir başka yüksek tepesini seçer:

Edirnekapı'da surun dibinde, adeta inzivada olan bir yerde karar kılar. Gözlerden uzak, yalnız ve ıssız bir semtte, Mihrimah Sultan için ölümsüz bir eser tasarlar. Camii'nin dört taraftan ışık alan yüksek kubbesi, bütün yapıya egemen bir konumdadır. Anıtsal kubbenin asaletli duruşu ve yalın güzelliği Mihrimah Sultan'ı simgelemiştir. Yanında sadece nöbet tutarcasına bekleyen bir yalnız minare vardır. Bir benzeri olmayan bu tasarımda Sinan'ın, gönül sultanına karşı duyduğu aşkı dile getirdiği rivayet edilmektedir. Bu aşkı ayrıca camiin iç dekorasyonda da ifade eden Sinan, renkli kalem işi ve alçı bezemelerde de Mihrimah'ın yazmasının oyalarını yansıttığı söyleniyor. Yine rivayet ediliyor ki gece ile gündüzün eşitlendiği 20-22 Mart tarihlerinde, Edirnekapı Camii'nin siluetinin arkasında güneş batarken, Üsküdar'daki Cami'nin minareleri arasından ayın doğuşu görülür. Efsaneye meraklı olanların muhayyilesinde daha da geliştirilen bu söylencelerde mihr (güneş) ile mah (ay)ın aynı anda görünmesinden dolayı, Kanunî'nin kızına Mihrimah adının verildiği anlatılıyor.

AdminAdmin