TÜRK KÜLTÜR ve MEDENİYETİNE DAİR DEĞERLENDİRMELER

Şakir Albayrak

28-01-2025 15:35

Bir dilde kolay anlaşabilmenin yolu elbette özellikle yazı dilinde uyulması gereken umumi kaidelere bağlıdır. Bu kaideler ise uydurulmaz, türetilmez. Bu kaideler, dili en güzel, iyi ve verimli kullanan çevrelerin kullanma özelliklerine derinlemesine nüfuz edilerek meydana çıkarılır. Masa başında dil kaidesi oluşturulamaz. Masa başında, dili kullananlara dayatılmaz üzere “kaide” imişçesine bazı kararlar verilerek uygulama yaptırılır ve bunlar müfredatın konusu şeklinde sunulur, öğretmenler de hiç taviz vermeden bunları öğretirler. İşi kavradıkları zamanda ise iş, işten geçmiştir.

Kültür ve medeniyet kavramları çok kere anlamdaş kullanılır. İnsan eseri olmayan hiçbir nesne, kültür varlığı değildir. Bu yüzdendir ki Türk medeniyeti, tabiatıyla Türklerin çiğneyip olgunlaştırdıkları coğrafyaların varlığından etkilenmiştir. Bu etkileniş, daha çok dil ve anlatımda kendini meydana çıkarır. Bu yüzden, “Bu kelime Türkçe mi, şu kelime Türkçe değil mi?” ve benzeri sorular gündemden düşmez. Halbuki dilin varlığı, tamamen kelimelerin varlığına tabi değildir. Dilde çok kelime bulunuşu, anlaşmayı gayet kolay kılar. Dilde çok kelimenin bulunması da dili kullananların maharetleriyle doğru orantılıdır. Bu sebepledir ki icat edilmeyen bir nesnenin adını koymak, nesneyi icat edenlere kalır. Nesneyi edinenler, nesneyle gelen ismi kullanırlar veya nesnenin vasfını haiz mana içeren bir kelimeyi yeni nesneye verirler. Çok kere bu uygulama sırıtır. Yapılaşmada da tesirler gözükür. Bunlar da zamanla medenî hamleler geliştikçe   yerine oturur. Dil de kullananları tarafından özüne uygun yaşatılırsa ve toplumsal hayatın ihtiyaçları, toplum tarafından giderilirse dildeki gelişmeler buna paralel devam eder.

!975-1977 süresinde Sürücü belgesi sınavlarına başvurmuştum. Anlatacağım hadise tamamöen dil ile ilgilidir. O devirde bilinçli yaşayanlar hatırlarlar. Sınav için hazırlık yapılan kitaplarda “motor” kelimesi yoktu. Ne zamandan beri olmadığını ayrıca araştırmış değilim. “Motor” kelimesinin yerine

“müteharrik makine” tamamlaması kullanılıyordu. Niçin? Motorun mucidi, bizden değildi de ondan. Peki, niçin “müteharrik makine” kullanılıyordu. Şundan, en azından, maine ve müteharrik kelimelerinin anlamı etkilenmemiz yoluyla kavranıp içselleştirilmişti. Müteharrik, hareketlendirici anlamı taşırken makine de motorun işini görüyordu. Hasılı, bu yüzden “motor” yerine müteharrik makine diyorlar ve yazıyorlardı. Bütün kelime ve terimlerin hayat hikâyesi böyledir. Günlük kullandığımız birçok kelime Türkçe değildir. Herkes, “temel “kelimesinin Türkçe olduğunu sanır. Çorap, çorba, cep kelimeleri de çay, peynir, bakkal, somun kelimeleri de aslen Türkçe değildir. Bunları çoklaştırmak mümkündür. Bu da konunun dışıdır. Asıl konu, batı dillerinden gelen kelimeleri, koklayıp yalayıp yutuyoruz da asılardır beraber yaşayıp yaşlandığımız unsurların dillerinden geçme ve kalma kelimeleri bir tepikle dışarı atmaya ordu kuruyoruz? Asıl mesele burada, buna dikkat emek zorundayız.

Bir kütüphaneyi ziyaretim esnasında bir hanım efendinin ismini öğrenince hemen sözlüğe baktım.

Na’re isminin manasını görünce elbette hoşuma gitti, gitti de ne oldu? Üzüldüm de. Açıklamasında şu ibare yazılıydı:

“Osmanlıca'dan dilimize geçen bu isim ayn harfiyle yazıldığı için Na're şeklinde yazılır ve telaffuz edilir. Bu ismin iki anlamı vardır. Nare isminin anlamı "güç, direnç sahibi" şeklindedir. Ancak kelimenin diğer anlamı nar "ateş" kökünden gelmektedir ve "ateş gibi" anlamı taşır.”

Bakınız, “Na’re “kelimesi Osmanlıcadan dilimize geçmişmiş. Osmanlıca mı yabancı dil, bizim ki mi? Buradan anlaşılan “Osmanlıca” yabancı dil. Osmanlıca Yabancı dil ise onlar, hangi milletin atalarıdır. Diğer taraftan ayrı bir konuda işlemek istediğim noktalama işaretleriyle de bir iki cümle kurayım. Divan edebiyatının şuarası, aruz vezni kullandıklarından, kelimelerde uzun hece kısa hece kavramı vardır ve bu vezin için ciddi bir durumdur.

Önceleri yazı dilimizdeki Arapça ve Farsça kelimelerdeki uzun heceleri hecenin sesli harfinin üstüne

“pâdişâh, hânedân” gibi işaretlerle yazar idik. Efendim böyle değil, şöyleymiş: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.önceleri, âile, Kâtil, usûle, îcat yazılıyorken yanlış kabul edilerek ve karar vererek buyurdukları gibi yazılacakmış. Bu ne yahu! Yazık değil mi? Bölme (:) işaretinin kullanılmasına kaideymiş gibi karar veriyorsunuz. Elbette kompozisyon kağıdında meydana gelen bu illetlerden geçerli not alınamayacaktır. Gerçi, lâle rüzgâr hikâye kelimelerinde de ^ aynı işaret var. Öyleyeyse başka bir işareti de orada kullanalım. Şakir Albayrak, 22.01.2025, 23.40, Çekmeköy

 

(Yayınlanan yazılar, köşe yazarlarının kendi şahsi görüşüdür.)

DİĞER YAZILARI MİLLİ MÜCADELEDE KADIN KAHRAMANLAR 01-01-1970 03:00 SANAT ve BİLİM KONULU SOHBETİM 01-01-1970 03:00 PEYGAMBERSİZ İSLÂM MI OLUR? 01-01-1970 03:00 ŞERİAT KARŞITLIĞI VE TESPİTLER 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET KAVRAMI ve MÜSTENİDÂTINA DÂİR 01-01-1970 03:00  ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARINA DAİR 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEVLET OLMANIN NİMET VE KÜLFETLERİ 01-01-1970 03:00 “ADİLE SULTAN TESİSLERİNİN ATAŞEHİR DUDULLU KAVŞAĞI TRAFİK IŞIKLARINA KAVUŞUYOR” 01-01-1970 03:00 EV KİRALARININ MİKTARININ TESPİTİNDE MİYARLAR NELER OLMALIDIR? 01-01-1970 03:00 GAZZE’DE YAŞANAN SOYKIRIM SUÇU, DÜNYADA İLK KEZ TÜRKİYE TARAFINDAN TESCİL ETTİRİLDİ.  01-01-1970 03:00  İBB’DE HİZMET ÜRETEN HALK OTOBÜSLERİNİN GREVİNE DAİR 01-01-1970 03:00 VATAN KAVRAMINA DAİR 01-01-1970 03:00 ATATÜRK İLKELERİNE DAİR 01-01-1970 03:00 GALAT-I MEŞHUR LÜGAT-İ FASİHTEN YEĞDİR 01-01-1970 03:00 ALFABETİK TEVŞİH 01-01-1970 03:00 ÜÇ BÜYÜK ADAM 01-01-1970 03:00 TÜRKÇE'NİN GÜCÜ 01-01-1970 03:00 NUSÛS MU, HUSÛS MU?  01-01-1970 03:00 ASGARÎ ÜCRET ve VEKALETNAME ÜZERİNE 01-01-1970 03:00 EMEKLİLER ÜZERİNDEKİ MADDÎ ve MANEVÎ ÇÖKÜNTÜ 01-01-1970 03:00 BİLİM İNSANLARI KALPTE MİNİ BEYİN KEŞFETTİ 01-01-1970 03:00 BİR DİL NASIL KORUNUR? 01-01-1970 03:00 ADİLE SULTAN TESİSLERİNİN ATAŞEHİR DUDULLU KAVŞAĞI TRAFİK IŞIKLARINA KAVUŞUYOR 01-01-1970 03:00 EL İNSAF! NUTUK’A DAİR... KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARMAK 01-01-1970 03:00 BAZI KAVRAMLARIN NÜANSLARI ve MÜNASEBETLERİ 01-01-1970 03:00 FİLİSTİN’DE KAYNATILAN KAZAN! HİÇ HAYRA ALÂMET DEĞİL 01-01-1970 03:00 İHBAR MEKTUBU 01-01-1970 03:00 BU HAREKET DARBE DEĞİL, İŞGÂL HAREKETİYDİ 01-01-1970 03:00 MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞININ MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARININ HATIRLATTIKLARI ve TEMBİHLER (2) 01-01-1970 03:00 MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞININ MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARININ HATIRLATTIKLARI ve TEMBİHLER 01-01-1970 03:00 ULUSLARARASI SAVAŞ SUÇLULARINI ARAŞTIRMA MAHKEMESİ’NİN TESİSİNE RAMAK KALDI 01-01-1970 03:00 DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARDAN BAZILARI 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE, KENDİ ULUSLARARASI SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMELERİ SÖZLEŞMESİ İÇİN GÜN SAYIYOR. 01-01-1970 03:00 SAHİPSİZ SOKAK HAYVANLARI NEDEN SALDIRGAN? 01-01-1970 03:00 HZ. İSA’NIN SİZE SELÂMI VAR 01-01-1970 03:00 ULUSLARARASI SAVAŞ SUÇLULARINI YARGILAMAK AMACINA HİZMET EDECEK MAHKEME, TÜRKİYE’DE NE ZAMAN İŞLERLİK KAZANACAK? 01-01-1970 03:00 İSRAİL’İN CANAVARLIĞINA DUR DEMEK İÇİN BOYKOTSA BOYKOT! 01-01-1970 03:00 GAZZE’Yİ DERT SAYMAYANLAR, SONUNDA KENDİLERİ DERT OLURLAR. 01-01-1970 03:00 YAHUDİYİ ANLARSAN... 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET'İN İLANININ 100. SENE-Yİ DEVRİYESİ 01-01-1970 03:00 DNA TESTİNDEN ÖNCE BABALIK İDDİASININ DOĞRULANMASINA DAİR 01-01-1970 03:00 SEVR ANLAŞMASI! 01-01-1970 03:00 ŞEHİRLERİMİZE SU SAĞLAMAYAYARAYAN BARAJLARA DAİR. 01-01-1970 03:00