Merhaba değerli okurlar;
Bugün çok bilimsel veya edebi bir dille yazı yazmaktan ziyade Anneler Günü için kısacık bir şeyler paylaşmak istedim sizlerle...
Bazı insanlar için Anneler Günü; çiçeklerin, kahvaltı masalarının ve gülümseyen aile fotoğraflarının günüdür.
Ama bazıları için bugün, sessizce büyüyen bir özlemin yeniden dile geldiği gündür.
Çünkü insan, annesini kaybettiğinde sadece bir yakınını kaybetmez.
Sığınabildiği en güvenli limanı, koşulsuz sevgiyi ve dünyadaki en saf merhameti de kaybeder.
Ben bugün; alınamamış tüm hediyelerin, yarım kalmış tüm cümlelerin ve geç kalmış tüm sarılmaların ağırlığını hissediyorum. Ve içimden yalnızca şu cümle geçiyor:
“Bir insan annesini kaybetse bile, içindeki anne boşluğu hiçbir zaman ölmüyor.”
Hayat devam ediyor, insanlar kalabalıkların arasına karışıyor, zaman her şeyi susturuyormuş gibi görünüyor… Ama anne özlemi susmuyor. En beklenmedik anda bir koku, bir şarkı, bir cümle ya da eski bir fotoğraf insanın içindeki o eksikliği yeniden uyandırıyor.
Bu yüzden bugün; başta annesini kaybetmiş olanlar olmak üzere, yüreğinde anne özlemi taşıyan herkesi sessizce anlıyorum.
Ve hâlâ annesi hayatta olanlara da küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum:
Bir gün arayamayacağınız bir numaranın bugün hâlâ çalıyor olması büyük bir nimettir.
Hayatta olan tüm annelerin ellerinden saygıyla öpüyor, aramızdan ayrılmış tüm anneleri rahmet ve özlemle anıyorum.
Selam ve sevgilerimle...