Reklam
https://www.sakaryadetayhaber.com/files/uploads/user/15afaeb2c3c4446728e3adfbd35d0801-f923b0e26f7fb90469d1.jpeg
Çağdaş Sürücü

​​​​​​​Zihnin Avukatlık Bürosu: İKİNCİ DURUŞMA (Delillerin Keşfi ve O Eski Sandık)

14-04-2026 23:39

 

Tarih: 15 Nisan 2026

Dünkü ilk duruşmada kapıyı araladık, tozlu raflara şöyle bir göz gezdirdik. Bugün ise o koridorun en sonunda, kapısı biraz zor açılan o odaya, “Arşiv Odası”na giriyoruz.

Hani çocukken, misafir odasındaki o ağır gümüşlüklerin altında ya da yatak odasındaki yüklüklerin en dibinde, ulaşılamayan bir sandık olurdu. İçinde ne olduğunu tam bilmediğin ama dokunmanın bile yasak olduğu o sandık… İşte zihninin o gizli bölmesinde, bugün “Deliller Klasörü” açılıyor.


Tanıklık Makamı: Başkalarının Sesi, Senin Yankın

Duruşma salonunda bugün bir sessizlik var. Kürsüye ilk tanık çağrılıyor. Ama gelen kişi yabancı değil; o, ilkokul öğretmeninin bir bakışı, babanın akşam yemeğinde kurduğu tek bir cümle ya da mahalle bakkalının attığı o küçük fırça…

Zihnin ilginç bir noter gibi çalışır: Başkalarının sana dair söylediği her şeyi, gerçekliğinin altına damga basıp onaylar.

  • “Sen zaten çabuk sıkılırsın.”
  • “Elinden her iş gelir ama bir türlü sonunu getiremezsin.”
  • “Aman, biz kimiz ki o işlere talip olalım?”

Savunma avukatı hemen ayağa kalkar:
“Bakın sayın hâkim, müvekkilim bu cümlelerle büyüdü. Bu, onun suçsuzluk kanıtıdır; o sadece kendisine biçilen bu elbiseyi giyiyor.” der.

Peki, o elbisenin dikişleri artık canını yakmıyor mu?


Müebbet Hapis mi, Denetimli Serbestlik mi?

Masadaki dosyalardan birini rastgele çekip alalım. Üzerinde büyük harflerle “HATA” yazıyor. 2000’lerin başında kaçırdığın bir fırsat, 2010’da kırdığın bir kalp ya da 2020’de “keşke yapmasaydım” dediğin o büyük finansal risk…

Zihnindeki o katı savcı, bu dosyayı her gece yeniden açar. Delilleri tek tek masaya dizer:
“Bak,” der, “yine aynı şeyi yaptın. Yine yetersizsin.”

Bu savcı, seni geçmişin o dar odasına müebbet hapse mahkûm etmek ister.

Ama unuttuğu bir şey var: Zamanın ruhu.
90’larda çevirmeli telefonla dünyayı anlamaya çalışan o çocukla, bugün cebindeki cam parçasıyla evrene hükmeden yetişkin aynı “delillere” sahip değil.

O günkü imkânlarınla verdiğin karar, bugünün mahkemesinde yargılanabilir mi?


Hâkimin Elindeki İmzalı Boş Kâğıt

Şimdi o sessiz hâkime dönelim. Yani şu anki bilincine…

Hâkim, kürsüdeki tokmak yerine eline bir kalem alıyor. Önünde iki seçenek var:
Ya eski davaları “emsal karar” kabul edip aynı hayatı yaşamaya devam edecek ya da “delil yetersizliği” diyerek o tozlu dosyaları birer birer imhaya gönderecek.

Dışarıda hayat akıyor. Şimdi yaşadığın şehirde o nisan sıcağı yavaş yavaş kendini hissettiriyor; akşam ezanı okunmak üzere, mutfaktan tanıdık bir yemek kokusu yükseliyor. Biliyorum bunu tarhana çorbası bu.. O gün giydiğin bütün kıyafetleri kirli çamaşır sepetine atıyorsun. Belki bir yıl sonra sırası gelecek giymek için ... Ama aynı anda bir yerlerde, yıllar önce ayrıldığın o köyün üstüne de akşam iniyor: Toprak avluda gün boyu ısınmış taşların kokusu havaya karışıyor, tandırın dumanı ince ince yükseliyor, ağıldan koyun sesleri geliyor, çeşme başında son kovasını dolduran bir çocuk terli alnını koluna siliyor. Ayaklarında hergün giydiği ve rengi grileşmiş kara lastik ayakkabı ve kazağındaki yırtık veya söküğe aldırış etmeden... 

Belki sen çoktan o evden taşındın, o avludaki tahta sandalyeye kimse oturmuyor, ama o akşamlar hâlâ zihninin bir yerinde yaşamaya devam ediyor.

Dünya dönüyor, mevsimler değişiyor, adreslerin yenileniyor, kıyafetlerin her gün değişiyor..

Tarhana çorbasının kokusu hiç değişmedi...

Fakat zihnindeki o büroda kararlar hâlâ askıda...

Bugünün Sorgusu

Küçük büyütecimizi bu sefer şu noktaya tutalım:

Bugün, bir başkasının sana yıllar önce bıraktığı o “emanet cümleyi” (o eski takıntıyı, o yersiz korkuyu) zihninden tahliye etmeye hazır mısın?

O mahkeme salonundaki sandalyeyi biraz daha ışığa çek. Unutma; o büronun kirasını sen ödüyorsun, o davaların sahibi sensin ve o kapının anahtarı hiçbir zaman o “eski tanıdıkların” cebinde olmadı.

Yarın, “Karar Verildi: İnfaz mı, İnfazın Durdurulması mı?” başlığıyla, o kilitleri nasıl sökeceğimizi konuşacağız.

Şimdilik kendine şu soruyu sor:
Bugün hangi delili geçersiz sayarsan, ruhun ilk kez derin bir nefes alır?

 

Telif Hakkı ve Sorumluluk: "Bu köşe yazısındaki fikirler yazarın şahsi görüşleridir ve yazarın sorumluluğundadır. Yazının tüm hakları saklı olup, kaynak gösterilmeden iktibas edilemez"

Neler Söylendi?