Sakarya Kültür-Sanat
Giriş Tarihi : 04-01-2021 13:46

YENİ YIL GARABETİ

YENİ YIL GARABETİ

İnsanlar ne hikmetse yeni yıla, yeni bir gözle bakıyorlar. Yeni olanın şeyin ise ne olduğunu anlamak büyük bir maharet gerektiriyor. Birde sosyal medya da mütemadiyen hicri yeni yıl ile miladi yeni yıl kavgası yapanlar zaten tam bir muğlak vakaya dönüşmüş durumda. Fuzuliyane bir meseleyi abartarak bir takım eğlence partileriyle, israflarla, çılgınlıklarla süsleyip içtimai mesele haline getirmeyi akıl almaz bir durum olarak görüyorum. Basiret sahipleri için zaten her yeni gün geçmişimizi uğurlayıp, geleceği karşılama ve yapılan hatalardan nedamet getirme çabası değil midir? Sadece takvim yapraklarının değişmesi, yeni ajandalar kullanılmaya başlanması neyi değiştirmiş bugüne kadar?

Mesela dünyanın dört bir yanında terör eylemleri, iç savaşlar, açlıklar ve ölümler bitmiş midir? Sürgünler, işgaller, göçler devam etmiyor mu? Şeytana bile rahmet okutacak ihanetler, tuzaklar, sinsi oyunlar, salgın hastalık projeleri ve güç ihtirasları arasında ezilen mazlumların akıbetlerinde bir değişiklik mi oldu? Köşklerinde, saraylarında servetlerine servet katan zorbaların taltif edilerek önlerinde ceket iliklendiği dünyada, köprü altlarında kuru ekmek bile bulamayanların hayatlarında bir değişiklik mi oldu? Hırsızlar, yolsuzlar, ahlaksızlar, katiller ve dahi insanlık âlemini ifsat edenler rengârenk kisvelere bürünüp aramızda dolaşırken onların bu menfur hilekârlıklarını zail edecek bir uğraşa mı girişildi? Aile geçimsizlikleri, boşanmalar, intiharlar bitti mi? Uluslararası kumar örgütlerinin tüm ülkelerde ki vatandaşları devlet eliyle ve bankalar aracılığıyla borçlandırarak kendi mahiyetlerine hizmet ettirme mahirliğine karşılık alkış tutan ellerimiz istikamet mi değiştirdi? Neyin kutlamasını yapıyoruz biz?

Bugün den başlayarak önümüzdeki yıllardan hayır bekleyebilmemiz için önce ruh istikametimizin ve davranışlarımızın değişmesi gerekmez miydi? Suyumuzu, toprağımızı, ahlaki yapımızı bozarak, kin ve nefret tohumları ekenlere karşı mücadele etme elzeminde içtima etmek gerekmez miydi? Tüm kalelerin burçlarına, direklerin uçlarına; sevginin ve saygının, iyiliğin ve yardımın, şefkatin ve merhametin bayraklarını çekmemiz gerekmez miydi? Bugünün fidanları, yarının meyve verecek ağaçları olarak tabir ettiğimiz çocuklarımız ve gençlerimiz ‘’dijital dünya’’ dediğimiz düzenin kanalları üzerinden bilinmez bir diyara doğru savrulurken, anne babaları, çocukları ve gençlerimizi teknoloji bağımlılığı diye özetlediğimiz zehirin bu rezil sonuçlarından korumaya çalışmamız gerekmez miydi? İnsanları ve toplumları, yat deyince yatan, kalk deyince kalkan komuta merkezlerinden gelen emir ve yasaklara göre vaziyet alan kurşun askerler haline getiren küresel düzene başkaldırmamız gerekmez miydi?

Ne yazık ki, insiyakımızı işgal etmiş kuşatmaların gölgesinde mütalaa yeteneğimizi kaybetmiş, şuursuz bireyler olarak bu meyus durumdan çıkmayı akledebilmek yerine yeni yıldan temennilerimizi yaratıcıya arz etmekle yetinmeyi reva görmüşüz kendimize. Lakin herkes bilsin ki, bizler böyle olduğumuz sürece mecmualarda sadece tarihler değişecek. Yazılan hadiseler ise asla değişmeyecek.

Bir yanda adavet var, diğer yanda sefalet,

Artık akçe etmiyor, basiret ve riyazet,

Acep uğrar mı bir gün, sakillere merhamet?

Vaveyla beyhudedir, zalim bildiğin söyler,

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler…

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA