SİYASET
Giriş Tarihi : 23-09-2020 23:28   Güncelleme : 23-09-2020 23:32

Üstün: Albayrak’ın siyasi istikbalinin promosyon bedelini halk ödüyor

Üstün: Albayrak’ın siyasi istikbalinin promosyon bedelini halk ödüyor

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya eski milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Taha Ün’e yapılan hukuksuz gözaltı işleminden ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tabloya kadar birçok değerlendirmede bulundu. Medya Notu’nun sorularını yanıtlayan Üstün, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da sert sözlerle eleştirdi. Medya Notu ekibini, parti genel merkezinde kabul eden Üstün, Bakan Albayrak’ın promosyonun faturasını milletçe ödediğimizi söyledi. İşte o röportaj:

Ayhan bey, bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Gelecek Partisi’nin iletişim faaliyetlerini yöneten Taha Ün’ün evine gelinerek kendisine hiçbir tebligat gönderilmeksizin gözaltı işlemi yapıldı ve bir karar olmaksızın evi arandı. Bu uygulama bize nasıl bir mesaj veriyor?

Öteden beri Türkiye’nin hukuk ve yargı sisteminde çok ağır sorunların biriktiğini, oluştuğunu söylüyorduk. Ancak bu somut olay yargı ve güvenlik birimlerimizin nasıl bir noktaya evrildiğini net bir şekilde bir kez daha göstermiş oldu. Bununla alakalı temel soru şu olabilir: Bu bir hukuki hata mı yoksa bu bir kumpas mı sorusu ortada duruyor. Bu sorunun henüz cevabı verilmediği için bu soru ortada duruyor. İyimser bir yaklaşımla olaya bakıp hukuki hata olduğunu kabul edersek birden fazla hukuk merciinin elinden çıkmış bir evraktan bahsediyoruz. Böylesi temel bir hatayı fark edememeleri imkansız. Yargı birimleri bunu fark edemedi. Güvenlik birimleri de aynı hatayı sürdürerek zincirleme bir hatalar silsilesine sebebiyet vermiş oldular. Bu kadar hatanın tesadüfen bir araya gelmesi imkansızdır. Olayı bir hata olarak değerlendiremiyoruz.

Bazı kesimler hangi kanunu ihlal ederlerse etsinler sürekli dokunulmazlar!

Böyle bir hata batı demokrasilerinde olsa yargının en tepesindeki kişi çıkar en azından bir açıklamada bulunur, daha ileri aşamada da özür diler. Henüz bu konuda bir açıklama yapılmış değil. İkinci ihtimal olayın kumpas olma ihtimalini gündeme getiriyor. Zira, son yıllarda belirli kişiler hedef gösteriliyor. Bazı kesimler hangi kanunu ihlal ederlerse etsinler sürekli dokunulmazlar, bazı kesimlerse peşinen suçlu kabul ediliyorlar. Burada Sayın Taha Ün de son dönemlerdeki açıklamaları ve pozisyonuyla peşinen suçlu kabul edilenler kategorisine alınmış olabilir. Hep şunu söylüyoruz: Devlet, hele hele yargıyı araçsallaştırarak intikam peşinde koşmaz. Kişileri terörize etmez. Kişilere kumpas kurmaz. Bu olay bir hata değilse o zaman burada kumpas izlerini aramalıyız. Bir açıklama duymak vatandaş olarak bizim hakkımız, ilgili birimlerden açıklama bekliyoruz.

Cahil ekonomi yönetimi vatandaşın mutfağını, cüzdanını, tenceresini tahrip edecek şekilde zarar veriyor!

Ülkenin ekonomi yönetimi tarafından ısrarla iyiye gittiği vurgulanan bir ekonomimiz var. Fakat döviz bürolarındaki tabelalar hiç öyle söylemiyor. Ekonomik gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekonominin dip yaptığını görüyoruz. Bu mesele artık ekonomi meselesi olmaktan çıkmış ve ülkenin genel yönetimiyle ilgili bir sorun halini almıştır. Ülke kötü yönetiliyor. Bu kötü yönetimin bir sonucudur. Ülke; hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, adaletten uzaklaştıkça başta ekonomi olmak üzere her alanda çöküş kaçınılmazdır. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi diye dayatılan bu ucube sistemin böylesi sonuçlar vereceğini üç yıl önceden söylemiştik. Türk tipi başkanlık sistemi diye otoriter bir yapının kurulmak istendiğini gördük ve buna itiraz etmiştik. Kurgusu kötü olduğu gibi, uygulaması, kurgusundan çok daha kötü bir şekilde tezahür etmektedir. Hiç olmazsa uygulamada temel demokratik ilkelere saygı gösterilseydi bu sistemin defoları bu denli ortaya çıkmayabilirdi. Her fırsatı otoriterleşme için kullanan Sayın Erdoğan, yeni sistemi de otoriterleşmenin bir manivelası olarak kullanmıştır. Böylesi bir sistemden iyi bir sonuç beklemek, başarı beklemek imkansızdır. Son 2,5 yıl açık seçik ve net bir şekilde bunu bize göstermiştir. Ayrıca liyakatsiz, ehliyetsiz ve cahil bir ekonomi yönetimin olması, yönetimdeki hataları çarpan etkisiyle artırmakta, vatandaşımızın cüzdanını, tenceresini, mutfağını, işini, aşını tahrip edecek şekilde zarar vermektedir. Merkez Bankası’ndaki döviz rezervleri beceriksizliği örtmek için heba edilmiştir. TÜİK, kanunlara aykırı şekilde rakamlarla ve verilerle oynamaktadır. Bütün bu kötü gidişatı gizlemek için her gün doğru olmayan, çarpıtılmış açıklamalarla durum idare edilmeye çalışılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihi birikimleri, bir bakanın siyasi kariyeri ve istikbali için harcanmaktadır. Bütün bu tanıtım ve promosyon bedelini de halkımız ödemek zorunda kalmaktadır. Bu gayret boş bir çabadır. Türkiye, saltanatı geride bırakalı uzun yıllar olmuştur. Tekrar geriye dönmek gibi bir niyeti yoktur. Maalesef evlat ve damat uğruna bütün birikimler heba edilmiştir. Bunun sorumlusu da bu tercihi yapan Sayın Erdoğan’dır.

Her geçen yıl iktidarın beş puanına mal oluyor!

Sayın Üstün erken seçim beklentiniz var mı?

Bu koalisyon iktidarı, tükenmişlik sendromunu yaşamaktadır. Seçimlerin normal tarihi olan 2023’e kadar nefeslerinin yetmeyeceği düşüncesindeyim. Mutlaka bir erken seçim olacaktır. Ancak bu çok erken bir seçim mi yoksa daha orta vadeli bir erken seçim mi olacağı konusunda net bir tahminimiz yok. Buna rağmen 2020 yılı içerisinde erken seçimin fiziki ve siyasi şartları mevcut değil. Bu pandemi ortamında seçim yapmanın fiziki şartları mümkün değil. İnsanları sınıflara doldurup oy verdiremezsiniz. Siyasi şartları da iktidar açısından uygun değil ekonomide, dış politikada ve adalette bir çöküş yaşanıyor. Böylesi bir çöküş ortamında kazanamayacakları bir seçime gitmek istemeyeceklerdir. Ancak fırsatçı bir golcü gibi kalenin boş olduğu bir zamanı kollayacaklardır. Daha fazla gecikmek istemeyeceklerdir. Çünkü her bir yıl beş puanları mal olmaktadır. Daha fazla erimemek için uygun bir fırsatı da arayacaklardır. Zaten, oyunun kurallarını değiştirme çabaları, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunlarında güya kendi lehlerine değişiklik çabaları bu görüşümüzü desteklemektedir. Ancak, korkunun ecele faydası yoktur.

Hangi kuralı getirirlerse getirsinler halkın gözünden düşen bir iktidarı hiçbir seçim sistemi ayakta tutamaz. Daha önce de benzer çabalar içinde olan, yeni yeni barajlar koyan partilerin, nasıl o barajlarda boğulduğunu siyasi tarihimiz defalarca yazmıştır. Bunun örnekleri çokça mevcuttur. Faydasız işlere odaklanacaklarına, halkın yararına olacak çabalar içinde olsunlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar engelleyemeyecekler!

İktidarın öncelikli hedeflerinden birinin Gelecek Partisi’ni seçimlere sokmamak olduğunun farkındayız. Gelecek Partisi, ilk yapılacak genel seçimlere kendi logosu ve bayrağı ile katılacaktır. Çok yakın bir zamanda, Kasım ayı başlarında 1. Olağan Büyük Kongresini gerçekleştirecektir. Zaten yasa gereği altı ay geçtikten sonra yapılacak her seçimlere katılabilme hakkını kazanıyoruz. Kaldı ki daha da erken yapılacak bir seçim olursa seçimlere girmenin bin bir yolu olduğunu da ifade edelim. Ne yaparlarsa yapsınlar Gelecek Partisi’nin seçimlere girmesini engelleyemeceklerdir. Nokta!

Medyanotu

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA