Advert
Sakarya Gündem
Giriş Tarihi : 03-03-2020 13:01   Güncelleme : 03-03-2020 13:10

Seyyar, Sakarya'daki mülteci gerginliği için bu yazıyı yazdı

Seyyar, Sakarya'daki mülteci gerginliği için bu yazıyı yazdı

Sakarya Üniversitesi Eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Seyyar, İdlib'de askerlerimizin şehit edilmesi sonrasında Sakarya'da yaşanan mültecilere yönelik tepki ve şiddet görüntüleri hakkında dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. 

Seyyar, Mirat Haber Sitesine yazdığı o yazıya "Türk Milliyetçiliğinin Irkçılık İle İmtihanı" başlığını attı. İşte SAÜ'lü eski profesörün yazdığı o yazı:

"Sakarya’da Şehitlere Destek Vermek Maskesiyle Suriyeli İşyerlerine Saldırı

Sakarya Detay Haber İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hülya Sürücü’nün haberine göre Sakarya’da tehlikeli gerginlik yaşandı. Bazı gençler, İdlip’te şehit olan askerlerimizi anmak bahanesiyle gece vakti bir araya geldikten sonra birden Suriyeli göçmenlere ait olan iş yerlerine doğru yürüdü ve iş yerlerine taş atarak zarar verdi. Polis çevrede güvenlik önlemi aldı.

Türk Milliyetçiliğinin Irkçılık İle İmtihanı

Değerli okuyucularım;

Mezkûr haberi okudunuz. Şehitlerimizi anmak, onların ruhuna Fatihalar okumak, vatandaş olarak yapabileceğimiz görevlerin başında gelir. Ne var ki şehitler üzerinden siyasî kazanç elde etmek maksadıyla hamaset yapmak veya anma programlarına katılan milliyetçi gençleri kışkırtarak, onları kin, öfke ve intikam duygularıyla kandırıp misafir olarak kabul ettiğimiz masum göçmenlerin can ve mal güvenliğini tehdit edecek eylemlere sürüklemek, milletçe dayanışmanın teminatı olan manevî atmosferi bombalamak anlamına gelir. Biz İdlip konusunu, milletçe kenetlenmek için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ve millî dayanışmayı tahrip eden her türlü zararlı düşünce ve eylemden kaçınılması gerektiğinin önemini aşağıdaki yazımızda ifade etmiştik.

Ama maalesef Türk milliyetçiliği ideolojisi ile beslenen bazı gençlerimiz, kitle psikolojinin etkisine kapılarak, akli selime aykırı bir şekilde ancak ırkçıların yapabileceği sapkın girişimlerde bulunabilmektedir. Daha bundan birkaç gün öce Almanya’nın Hanau kentinde Türkler tarafından işletilen iki iş yerine bir ırkçı Alman tarafından silahlı saldırıda bulunuldu. Avrupa ülkelerinde Müslümanlara ve Türklere, gerek cana, gerekse mala yapılan çirkin saldırılar, nasıl ki ancak ırkçılık/faşizm ile açıklanabiliyorsa Türkiye’de benzer bir şekilde yabancılara, göçmenlere, azınlıklara yapılan her türlü utanç verici saldırı da yine ancak bu ırkçı/faşist ideoloji bağlamında ancak değerlendirilebilir. Bu düşüncelerin etkisiyle şiddet içeren eylemlerde bulunan hangi grup olursa olsun, bütün insanlık değerlerini bir yana atan vahşi bir güruhtan farkı yoktur.

MHP; Gençlerin Irkçılığa Yöneldiğini Gördüğü İçin Mi Genelge Yayınladı?

Türkiye’de milliyetçilik maskesi altında kimlerin yabancı düşmanlığını körüklediğini hemen hepimiz biliyoruz. Siyasî arenada milliyetçilik ideolojisinin özellikle olağan üstü dönemlerde kolayca ırkçılığa dönüşebileceğini en iyi bilen MHP’dir. Nitekim Suriyeli göçmenlere yönelik saldırılar da özellikle bu siyasî partiye yakın gençler tarafından gerçekleştiği de tesadüf değildir. Milliyetçi duyguların ifrat derecesine ve iç barışı tehdit edecek raddeye ulaştığını gören MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Suriye’nin İdlib kentindeki gelişmelere ilişkin, partisinin il başkanlarına genelge gönderdi. Yalçın, genelgede şu ifadelere yer verdi:

“MHP teşkilatları ve mensuplarımız, kalabalıkları kargaşaya sevk eden maksatlı teşebbüslere karşı dikkatli ve müteyakkız olmalı, bu konuda gereken tedbirler titizlikle alınmalıdır. Heyecan ve acıyla izhar edilen haklı tepkiler, sağduyu kumaşına sarılmalıdır. Genel Merkezin bilgisi dışında kişisel girişimlerde bulunmak ve inisiyatif almak isteyenlere engel olunmalı, bütün teşkilatlarımız Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu birlik ve bütünlük ruhuna yaraşır bir tutum içinde bulunmalıdır.”

Semih Yalçın beyefendi, milliyetçi duygularla gösterilen “haklı tepkilerin” hangi saiklerle sağduyu kumaşını yırtarak, ırkçı bir renge dönüştüğü ve masum sivil insanlara zarar verdiği üzerinde de derin derin düşünmelidir. Kısacası gençlere telkin edilen milliyetçilik ideolojisinin içeriği, özellikle dinî değerlerimiz ve evrensel ilkeler açısından gözden geçirilmelidir. Bana öyle geliyor ki İslâm ülküsünden uzaklaşan günümüzün milliyetçilik anlayışı, ulusçuluk iklimine kayarak, ırkçılık ile dirsek temasa geçecek kadar tehlikeli bir sürece girmiştir. Bu bağlamda milliyetçilik, bir ulusa bağlılığı temel alan anlayış içinde olacağı için, soy sop üstünlüğünü de ileri sürerek, kendi milletini üstün görmeye ve dolayısıyla aynı dine mensup olduğu halde başka milletten olanları küçük ve hatta düşman gözüyle bakmaya başlar. Yoksa milliyetçi gençlerimizin, toplu halde Müslüman göçmenlerin iş yerlerine saldırmanın başka bir izahı var mıdır?

Türkiye’de milliyetçiliğin ulusalcılığa ve oradan da ırkçılığa dönüşmemesi ve toplumca yaygınlaşmaması için, başta milliyetçi/muhafazakâr/sağ partiler olmak üzere bütün siyasî partilere, STK’lara, dinî cemaatlere ve Diyanet’e büyük görev düşmektedir. T.C. Devleti kurulduğundan beri arzu ettiğimiz millî birlik yerine toplumsal çözülme ve kutuplaşma var ise, bunda ulusalcı milliyetçilik, bir başka ifadeyle Atatürkçülük ideolojisine dayanan Türk milliyetçilik anlayışının idarî sistemde ve bazı zihinlerde yer alması ile yakından ilgilidir. Unutmayalım; 1982 Anayasasının 2. maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti… Atatürk milliyetçiliğine bağlı… bir… devlet”tir.Atatürk milliyetçiliği ise ulus ve ırk kavramlarıyla ne denli içe içe geçtiğinin delili ise bizzat Atatürk’ün direktifleriyle Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan kemik ölçmeye yönelik antropoloji çalışmalarıdır.

Ezcümle ve Çare

Hangi isim altında olursa olsun dolaylı da olsa ırkçılığa, kavmiyetçiliğe ve şovenizme yol açan bütün milliyetçi düşünce ve akımlar, millî ve milletler arası barış ve dayanışmayı tehlikeye soktuğu için, tehlikelidir. İslâm dini, bu tarz milliyetçiliği reddetmiştir. Kavmiyetçiliği benimseyen, başkalarını hâkir, kendini üstün gören hiçbir Müslüman, cennete giremez. Bir Müslüman, zarar verici milliyetçi duygularından ancak iman ve takva ile arınabilir. Aksi takdirde Peygamberimizin (sav) ikazına uymadığı için, öbür dünyada cehennemlik olur. İşte bununla ilgili bir hadis:

 “…Kim kavmiyetçilik dâvası güderse, cehennemde iki dizi üzerine çökecek olandır.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü, oruç tutsa da namaz kılsa da mı?” “Evet!” cevabını verdi. “Oruç tutsa da, namaz kılsa da.” (Hâkim, Müstedrek, 4: 298).

Ülkemizde ve İslâm âleminde birlik ve beraberliğin oluşması için, devlet yöneticileri başta olmak üzere bütün Müslümanlar, ırkî milliyetçilikten fersah fersah uzaklaşmalı ve her çeşit ırkçılığa karşı teyakkuz ve hassasiyetini göstererek, ümmet şuuru ile İslâm kardeşliğini esas almalıdır. Rehberimiz Hz. Muhammed’in (sav) şu evrensel tebliği kulağımıza küpe olmalıdır:

“Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Biliniz ki Arabın Arap olmayan üzerinde, Arap olmayanın da Arap üzerinde; kızıl derilinin siyah derili üzerinde, siyah derilinin de kızıl derili üzerinde, hiçbir üstünlüğü ve fazileti yoktur. Üstünlük ve fazilet ancak takva sayesindedir… Tebliğ ettim mi?” (Müsned, 5/411)

Bu tebliği duyan hiçbir Müslüman, dünyada yaşadığı sürece kendini hiçbir insandan üstün tutamaz ve dolayısıyla bu anlamda kavmiyetçilik/milliyetçilik fikrine kapılamaz."

TIKLA-OKU https://www.mirathaber.com/turk-milliyetciliginin-irkcilik-ile-imtihani/?fbclid=IwAR06usmCwhG1dEGqvm36cesjZFRWDUGlzI6O5lC3de9WJn5Zep63vvQu5ls

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA