Advert
Sakarya Gündem
Giriş Tarihi : 03-03-2020 21:23   Güncelleme : 03-03-2020 21:36

Hakan Şükür haberi Odatv'ye nasıl geldi?

Hakan Şükür haberi Odatv'ye nasıl geldi?

FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle tepki toplayan Sakaryalı Hakan Şükür Oda Tv'ye manşet oldu. "Hakan Şükür haberi Odatv'ye nasıl geldi?" sorusunu içeren metni Hikmet Çiçek yazdı. İşte ayrıntılar:

TRT/Ankara Televizyonu’nda yapımcı ve yönetmen olarak 31 yıl çalıştı. 4 bini aşkın televizyon programı yaptı ve yönetti. Günlük bir gazetede televizyon dünyasını konu eden köşe yazarlığı yaptı. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi. Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü mezunu. 76 kez ulusal ve uluslararası ödül aldı. Televizyon dizileri, televizyon program metinleri, Radyo Tiyatrosu ve Arkası Yarın vb. yazdı. Tiyatro, film ve dizi müzikleri besteledi.

SHP ve CHP’de resmi Genel Merkez Danışmanlığı yaptı. Yönetmenliğini ve yapımcılığını gerçekleştirdiği yapımları burada saymaya kalkarsak asıl haberimize yer kalmayacak!

2018 yılında KHK ile zorunlu emekliye ayrıldı. Sevgili kardeşim, gazeteci meslektaşım Nevzat Üçyıldız’dan söz ediyorum. Üçyıldız, TRT’de en verimli döneminde, çok güzel işler yaparken başına gelmeyen kalmadı. 2007 yılından itibaren TRT’ye FETÖ’nün önemli aktörlerinden birisi olan İbrahim Şahin’in Genel Müdür olarak atanmasından sonra her şey değişti. 2008-2014 yılları arasında milyonlarca liralık kamu malını çetelerine aktardılar. Bu kanunsuzluklara, yolsuzluklara karşı duran herkesi sildiler, süpürdüler. Haklarında her türlü düzmece raporlarla, uydurma elektronik postalarla, uydurma sosyal medya haberleriyle uydurma davalara hukuki gerekçe oluşturdular. Yargı onların emrindeydi.

Uzatmaya gerek yok. 2018 Yılında KHK ile zorla emekli edilen ve edildikten sonra TRT’ ye açtığı davaları ve o davaların yargıçlarıyla olan konuşmalarını Nevzat Üçyıldız’dan dinleyelim.

FETÖ’NÜN TRT’DE ALTIN ÇAĞI

“…Özellikle 2008-2016 yılları arası FETÖ’nün ülkemizde ve TRT’ de altın çağını yaşadığı yıllardır. Ben TRT’de yaşanılanların en yakın tanığıyım. O dönemde başkanlığını yürüttüğüm Prodüktörler ve Yönetmenler Derneği Başkanlığı’ndan ötürü bu olaylara çok daha yakından tanık oldum.”

Her şey FETÖ’ nün en önemli medya ayaklarından biri olan İbrahim Şahin’in TRT Genel Müdürlüğü’ne atanmasıyla başladı. Zaman Gazetesi, Bugün TV, Samanyolu TV, Cihan Haber Ajansı’ndan 150 civarında kişi TRT’ye yüksek maaşlarla transfer edildi. Bu transferlerin içinde hala yüksek makamlarda olan kişi sayısı az değil. FETÖ hala TRT’nin içinde.

Bu tarih aynı zamanda genelde BBC ekolü ile yayıncılık yapan TRT yayıncılığında sonun başlangıcı oldu. Kurum içi yapımların sona ermesi, FETÖ şirketlerine ve elemanlarına milyonların aktarılması da İbrahim Şahin döneminde başlamıştır.

“FETÖ üyelerine milyonlarca liranın aktarıldığı olay, Odatv’nin belgeleriyle açıkladığı ‘Stadyum’ Programı ve Hakan Şükür olayıdır.”

“STADYUM GÜN BİRİNCİSİ OLURDU”

“Stadyum programı Türk televizyonculuk tarihine damgasını vurmuş, yayın hayatına başladığı 2004 yılından itibaren yayınlandığı her gün bütün TV programları içinde gün birincisi olmuş, zaman zaman reytingleri yüzde 27-28, izlenme payları yüzde 50’yi geçmiş, reklam gelirleri milyonlarla ifade edilir hale gelmiştir.”

EKİBİ DAĞITTILAR

Program, TRT sunucusu Erdoğan Arıkan yönetiminde bir ekiple, program başı dört-beş bin lira gibi oldukça mütevazı bir bütçe ile gerçekleştiriliyordu. Program bu şekilde Eylül 2010 tarihine kadar artan bir başarı ile devam etmişti. 

FETÖ, Eylül 2010 tarihinden itibaren böylesine çok izlenen ve bölüm başı geliri milyonlarca lirayla ifade edilen bu programı ele geçirmek ve kendi elemanlarına yaptırabilmek, onlara büyük paralar aktarabilmek amacıyla bir operasyon başlattı.

“O dönemde iki büyük projeyi yürütüyor olmama karşın 6 Eylül 2010 tarihinde Stadyum programının ekibini dağıtmak Zaman Gazetesi, Cihan Haber Ajansı, Bugün ve Samanyolu TV’leri spor servisinden elemanları ekibe dahil etmek üzere görevlendirildim. Türk televizyonculuk tarihinin gerek program türleri (çocuk-gençlik-müzik, eğlence-eğitim-kültür- belgesel-drama vb) gerekse program sayısı açısından en çok program üretmiş yapımcı ve yönetmenlerden biriyim ama bu program türleri içinde spor programı yer almamaktadır.

FETÖ İLE İLİŞKİLİ KİŞİLER

“Futbol maçlarına hayatım boyunca hiç ilgi duymadım, sevmedim, hangi takım 1. Ligdedir, penaltı nedir, köşe vuruşu nedir, faul, ofsayt nedir, bütçeleri, fiyatları, bu işin piyasası nedir bilmem.  Bilmediğim ve ilgi duymadığım bir konuda görevlendirilmiş olmamın nedeni ise yönetimin bana önerdiği herkese ve her bütçeye ‘evet’ diyeceğimin var sayılmış olmasıdır.

“Plan, altı yıldır başarı ile devam eden Stadyum ekibini dağıtmam, Okay Karacan, Murat Kosova, Hakan Şükür gibi cemaatle ilişkisi olan kişileri programa katmam isteniyordu.

“Zaten Hakan Şükür 2009 yılında programa katılmış, programın yayını boyunca da kendisine haftalık net 20 bin TL ödeniyordu. Aynı şekilde programa dahil edilen Okay Karacan, Murat Kosova gibi kişilere de Hakan Şükür’e ödenen fiyatların ödenmek istenmesi beni çok rahatsız etmeye başladı. Hakan Şükür’e program başı net 20 bin TL ödenirken aynı statüdeki Metin Tekin gibi konuklara Bin 500 TL ödenmesi bu işin piyasası ve bütçesi hakkında fikir vermeye başlayınca, Erdoğan Arıkan’ın başında olduğu Stadyum ekibine dokunmamaya karar verdim.

“TRT’deki FETÖ örgütünün operasyonlarına alet olmamam ve eski TRT’ci ekibin programı devam ettirmesi yönündeki kararım ve bu konudaki direncim TRT’deki FETÖ’cüleri müthiş rahatsız etti ve beni bu aşamadan sonra düşman ilan ettiler.

YAPMADIĞI PROGRAMLARIN PARASINI ÖDEDİLER

“Bu ara, Hakan Şükür TRT ile yaptığı sözleşmede ‘Stadyum programının yayınlandığı her hafta 20 bin TL ödenir hükmü…’ yer almasına karşın. Programın yayınlanmadığı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Ocak aylarında toplam 16 hafta boyunca sanki program yayındaymış gibi Hakan Şükür’e 20 bin TL ödenmeye devam edilmiştir. TRT’nin (Devletin) Hakan Şükür’den üç yıllık: 20 bin TL X 16 Hafta X 3 yıl = 960 bin TL + 10 yıllık yasal faiziyle birlikte alacağı vardır.

“O tarihlerde, Hakan Şükür’ün program başı aldığı paranın yatırıldığı HSBC’nin Bomonti Şubesi’ndeki hesap, Hakan Şükür’ün bizzat kendisinin ifadesine göre: ‘… hesap kendi adına açılmış olsa bile bu hesabın ortak bir hesap…’ yani FETÖ’nün hesaplarından biri olduğuydu. Bu hesap üzerine bugüne kadar bir araştırma yapılıp yapılmadığını hiç duymadım.”

TELEFONLARI DİNLENİYOR

TRT’de bunlar yaşanırken Nevzat Üçyıldız, her türlü sosyal medya hesabının izlendiği, telefonlarının dinlendiği, yakın takipte olduğunun farkında değildi. Yapılan soygun öyle böyle değildi, şeytanın aklına gelmeyecek, hayali işlerle milyonlarca lira FETÖ’ ye aktarılıyordu.

Devam edelim:

“Dernek başkanı olmam sebebiyle birçok bilgi ve belge bana geliyordu. Yapılan hırsızlıklar kamuoyuna her yansıdığında bunun sorumlusu olarak beni görüyorlardı. Hakan Şükür’ün o dönemde aldığı paraya inananlar olduğu kadar da ‘O kadar da olmaz, o para ödenemez ‘ diyenler çoğunluktaydı.

ODATV’YE HABERİ VERDİM

“Bu belgelerin yayınlanması gerekiyordu. Bunu da yapacak tek bir kurum Odatv idi. Soner Yalçın’a bir mesaj yazarak Hakan Şükür ile TRT’nin yaptığı bu sözleşmeyi kendilerine göndereceğimi belirttim. Sözleşmeyi Odatv’nin e-postasına gönderdim. Sözleşme Odatv’de yayınlanınca ortalık ayağa kalktı. Hakan Şükür’ün aldığı para doğruydu. Hakan Şükür TRT’den aylık 80 bin TL para alıyordu. Bir kıyaslama yapacak olursak o tarihte bir asgari ücretli çalışan aylık 658 TL alırken bir milletvekili aylık 5 bin 600 TL alıyordu. TBMM de karışmıştı.”

FETÖ bu sözleşmeyi Odatv’ye gönderenin kim olduğunu biliyordu ve TRT koridorlarında artık “omuz atma” dönemleri başlamıştı. Nevzat Üçyıldız’a yapılan baskıyı kelimelerle anlatmak mümkün değildi. Nevzat’ın anlatımlarına devam edelim:

“ARKA ODA’NIN SİVİLLERİ”

“14 Şubat 2011 günü geldi çattı. Saat 19.00 sıralarında FETÖ’nün TRT İmamı olduğunu her fırsatta fütursuzca açıklayan ve hatta TBMM kayıtlarında da adı geçen ünite amirim olan Ankara Televizyonu Müdürü (İç Yapımlar) Sezai Karataş (şimdi TRT’den ihraç edildi) evimi arayarak ‘Çok acil TRT’ ye beklediğini, çok önemli bir mesele olduğunu’ söyledi. İtiraz edip, ‘yarın geleyim’ dedimse de, makamında beklediğini, acil olarak gelmem gerektiğini söyleyince TRT’ye gittim.

“Makamına girince ‘arka odaya’ geçmemi söyledi. ‘Arka Oda’da sivil giyimli asker mi polis mi olduğunu bilmediğim iki görevli karşılarına oturmamı ve cep telefonumu kendilerine vermemi istediler. Geniş masanın ortasında bir mikrofon ve görüşmeleri kayıt altına alan Canon marka bir kamera vardı.

“Sonra Odatv ile ilgili sorular başladı. Yaklaşık üç saat boyunca yüzü aşkın soru sordular. Stadyum programını, Hakan Şükür’ü, Zaman Gazetesi, Cihan Haber Ajansı, Bugün ve Samanyolu spor servislerinden gelen isimleri ve bu isimlerin hepsini hatırlayıp hatırlamadığımı, amirlerim emrettiği halde Stadyum programını çekmeye niye eski ekiple devam ettiğimi, Soner Yalçın, Yalçın Küçük, Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız,  Ahmet Şık gibi daha birçok ismi sordular. İlker Başbuğ’u tanıyıp tanımadığımı sordular.

Ben her sorulan ismi tanıyorum dedikçe, cep telefonumun fihristini karıştırıp “Evet, tamam, numarası da var” diyorlardı. Olayın şokuyla önce anlayamamıştım. Cep telefonum Nokia X1-01 olan sadece telefon görüşmesi yapılabilen bir telefon olmasına karşın İlker Başbuğ dahil, sorulan her kişinin telefonunu telefonuma yüklemişlerdi.

“Soner Yalçın dışında diğer kişiler ile yüz yüze gelmişliğim hiç yoktu. Hepsini ya televizyondan ya da yazılarından tanıyordum. Oysa sorulan her kişiyle ben “örgütsel bir bağ” içindeydim. İki saatin sonunda mesele anlaşılmıştı. Operasyon başlamıştı. Ve bütün kumpasların basın ayağı olarak Odatv, Odatv’nin devlet televizyonu TRT’deki ayağı da ben oluyordum.

Saat 23.00 sıralarında sorgu bitmiş, sürekli birileriyle telefonda konuşuyorlardı, ön taraftaki makamdan yapılan konuşmalar çok net duyulmuyordu. Sorgu bittikten sonra TRT Or-an 6. Kat B Blokta ‘Arka Oda’daki bekleyişim 4 saat daha sürdü. Saat sabaha karşı 3.00 sularında bu kez başka bir sivil geldi. ‘…Eve gidebileceğimi, ancak evden asla ve asla ayrılmam gerektiğini’ söyledi. Ne olduğunu, neler döndüğünü geçirdiğim şaşkınlıktan ötürü anlayamıyordum.

“TRT’den çıkar çıkmaz yakın arkadaşım aynı zamanda Ankara Barosu yöneticisi olan Avukat Hilal Akdeniz’i gecenin o saatinde aradım. Durumu kısaca anlattım… Hilal Hanım “..Hemen eve gitmemi, büyük bir olasılıkla evi polislerin basacağını, kapıyı asla açmamamı, gelen polislere kaç kişi olduklarını  sormamı Ankara Barosu ile iletişimde olduğumu ve o sayıda bilişim konusunda uzman avukat eve gelince  kapıyı açacağımı” söylememi istedi.

“Eve gittim ve polisleri beklemeye başladım. Gelmediler. O sabah polislerin niye gelmediklerini hala çözebilmiş değilim. İlerleyen günlerde bir ay boyunca evi sıkı bir takibe aldılar. Avukat Hilal Akdeniz ertesi gün ev, cep telefonu, internete girme vb. hiçbir işlem yapmamamı söyledi. Kullanmadığım bütün izinlerimi alarak, Ankara’dan uzaklaştım.  

“FETÖ, kumpas davalarından sonra gemi iyice azıya almış, astığı astık, kestiği kestikdi. İznim bitip TRT’ye döndükten sonra TRT’ deki her adımım izleniyor, kiminle konuşuyorum, kiminle selamlaşıyorum, kim bana selam veriyor, kim halimi hatırımı soruyor kısaca sıkı bir takip altındaydım. Herkes selamı sabahı kesmişti. Selam verenlere de tehditler savruluyordu. TRT yarı açık bir cezaevine dönmüştü.  

“Bu süreçte FETÖ’nün en önemli basın ayaklarından biri olan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin TRT’de ki en küçük şefliğe bile FETÖ elemanlarını yerleştirmiş, TRT’ye gerek 657, gerekse şirket üzerinden 5 bine yakın personel almıştı. Her şey onlardandı artık, Yayın birimleri, insan kaynakları, haber birimleri, teftiş dairesindeki müfettişlerin tamamı…

ATMALARI GEREKİYORDU

“Beni TRT’ den atmaları gerekiyordu. 2014’ün Aralık ayına geldiğimizde FETÖ’nün TRT imamı Sezai Karataş görevden alınınca, TRT imamına hakaret dolusu sözleri Facebook hesabımdan yayınladılar. Sonra o hakaret yazısını gerekçe gösterip hakkımda soruşturma açtılar. Soruşturmayı Müfettiş Fatma Dolamacı yürütüyordu ki, kendisi de FETÖ elemanı olduğu gerekçesiyle TRT’den atıldı. Hükmü başından vermişti: TRT’den atacaktı. Yazma, çizme derken 2016 Temmuz ayına geldik…

“FETÖ beni TRT’den atamamıştı. İbrahim Şahin’in TRT’ye aldığı FETÖ elemanlarının büyük çoğunluğu hala TRT’de kilit görevlerde bulunmaktadır. Çok az üst yönetici ve Bank Asya’ya para yatırmış, FETÖ dershanelerine gitmiş alt düzeydeki 500 kişi TRT’ den atılmıştır. Diğer FETÖ elemanları öncelikle Yeni Asya’cı ve diğer cemaat üyelerinin arasına karışıvermişlerdir.

“2017 hazırlık yılı olarak geçmiş 2018 yılında da Dünya mobbing tarihinin en büyük olayı TRT’de gerçekleşmiş, emekliliği gelen herkes 703 numaralı KHK ile emekli edilmişler, emekli olmayanlar ise birçok kuruma sürgün edilmişleridir. Öyle ki sanatçılar, yönetmenler, prodüktörler, yayın görevlileri Tarım Bakanlığı’na, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Belediyeler vb. yerlere sürülmüşlerdir.”

YARGIÇLARI TEHDİT EDEN “ÖZEL HUKUK BÜROLARI”

“Ben sözüm ona ‘kendi isteği ile’ emekli olanlardandım. Ama uygulanan mobbing akıllara durgunluk verecek boyuttaydı. Bunun üzerine birçok arkadaşım gibi TRT’ ye davalar açtım. Ancak davalarımıza bir türlü sıra gelmiyordu.

“Sonra davanın açıldığı kalemlere gidip gelmeye başladım. Bir gün rastlantı sonucu Bir davanın ikinci yargıcı ile sohbet etme olanağım oldu. Yargıç ülkemizin adaletinin hangi boyutta olduğunu, yargıçların, savcıların içinde bulunduğu psikolojik baskıyı, yargıç güvencesi diye bir şey kalmadığını evrensel hukuk sisteminin yerle yeksan olduğunu her türlü davanın bir bedeli olduğunu, bu bedeli çok özel hukuk bürolarının yönettiğini, bu özel hukuk bürolarının hakim ve savcıları fütursuzca tehdit ettiğini, bu özel bürolardaki avukat-görevlilere direnenlerin anında sürgün edildiklerini, biraz daha direnirlerse FETÖ elemanı olarak ya içeriye atıldıklarını ya da işten el çektirdiklerini ya da Anadolu’nun adı sanı duyulmadık bir ilçesine tayinin çıkarıldığını, yargıçların ve savcıların hiçbir dönemde bu kadar çaresizlik yaşamadıkları gibi daha bir çok şeyi örnekleriyle anlattı.”

Hikmet Çiçek

Odatv.com

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA