Sakarya Kültür-Sanat
Giriş Tarihi : 29-12-2020 15:20

AHLÂK MESELESİ

AHLÂK MESELESİ

Ülkemizde o kadar çok mesele var ki, bunların arasında ahlak meselesi çok geri planda kalmaktadır. Sanat meselesi, ilim meselesi, din meselesi, felsefe meselesi ve dahi siyaset meselesi gibi mihenk meseleler arasında ahlak meselemiz mevhum bir mesele olarak öz benliğimizden çıkarılmaktadır.

Özellikle 50 li yıllardan sonra bir takım dış menşeili inkılapların maarif sistemimize sirayet etmesiyle milli benliğimizi aşama aşama yontarak bizden ayıran hadiseler hem devlette, hem de eğitimde asıl salahiyetimizden kopma noktasına gelmiştir. Ruh iflasımızı doğuracak tehlikeli suikastlere kendi elimizle imza atarak milli tarihimize karşı kin duyan bir zümre meydana getirmiş ve benliğimizi kaybetmiş olarak geleceğe insan yetiştirmenin zararlarını göremez hale gelinmiştir. Milletimizin mukaddesat dediği değerlere hürmet etmenin ne olduğunu anlayamayan bir zümre gençliğin, Türk milletinin maneviyatına ve kendileri gibi düşünmeyenlere karşı aldığı tavır bugün tüyler ürperticidir.

Neslimizin üzerinde manevi soysuzlaştırma tesirinin birçok cephe üzerinden harekete geçirildiği bir zaman dilimindeyiz. Gören göz için, duyan kalp için her cephesi şer ile sarılmış memleketin çocukları, yolsuzlukla, adaletsizlikle, kadercilikle ve zulmedicilikle mücadele etmek yerine, gayesi siyaset olan kirli sandalyelerde yükselmenin planlarına üşüşmektedir. Bu ahlak sarsıntımızın yegâne sebeplerinden biri şüphesiz millet mukaddesatının müstakbel kazançlar uğruna feda edilmesidir. Geldiğimiz nokta içler acısıdır. Gençliğimizin ruh terbiyesi tüm maneviyatından koparılarak maddi hezeyanların ucube zihniyetine muktedir bırakılmıştır. Hiçbir sosyal cemiyette mesuliyet kavramının idrakini taşıyabilecek insan ideali kalmamıştır. Mesuliyet kavramı hür bir vicdan içerisinde benimsetilecek yerine, ferdi hilekârlıklarla korunmaya mahkûm eden bir korku serkeşliğiyle sunulmuştur. Fedakârlık duygusu genlerimizden uzaklaştırılarak, kalplerimize sadece mevcut otoriteye biat etmek yerleştirilmiştir. Eskiden her türlü otoriteye karşı duyulan gayız, şimdi vicdan ve milli vazifelerimizin gerçek otoritesini içimizde imha etmiştir. Parti mücadeleleri ile basın yayın organlarının yaşattığı zihniyet tüm öğretim kademeleri ve gençlik derneklerinin ruh nizamını çiğneyerek anarşik refleksler inşa etmeye çalışan bir zihniyete dönüşmektedir. Cemiyet karşısındaki çeşitli mesuliyetlerimizi yıkmaya yönelik olan bu acayip hürriyetler hayatımızın daha ileri basamaklarına da tırmanarak çalışma hürriyeti, basın hürriyeti, kadın hürriyeti ve çocuk hürriyeti gibi çeşitli albenisi olan isimlerle adlandırılarak gerçekte hür irademizin katili olmuşlardır. Sonuç olarak ise bugün iş sahasında hiçbiri ehil olmayan, şuur ve içtihattan yoksun, edebi ve ahlaki değerleri hiçe sayan bir toplum olarak karşımıza gelmiştir. Bunlar hürriyet değil, tam aksine kendi aklımızı kullanma cehdini kaybetmek, hayata hizmet fedakârlığını reddetmek, şuursuzluğa ve nizamsızlığa talip olmaktır.

Özellikle basının büyük çoğunluğunun yaşattığı karaktersizliğin yanında memleketin kendine mahsus bir edebi ideale sahip olmayışı, bir Anadolu romantizminin doğmamış olması ahlaki yapımızın da hayatsız kalmasına sebep olmuştur. Çocuklarımızı kendi kültürümüzden fışkıran bir sanatın sıkı terbiyesine tabi tutma ihsanından uzak yaşamamız, onları iradesiz bırakan birçok hoyrat duyguyla nemalanmalarının önünü açmıştır. Milli kültüründen mahrum kalan evlatlarımız ulvi hislerden sıyrılıp, hayatı muhafaza esasına dayanan mücadele ruhundan uzak, çıkmaz sokaklarda perişan ve sahipsiz kalmışlardır.

Gençliğimizin mahkûm olduğu bu çıkmaz sokaklarda Türkçülük fikri etrafından başlayarak kısa zamanda devlete iltihak eden bir hareketten başka hiçbir fikir ve ahlak ideali barınamamıştır. Böyle bir ortamda milli vicdanın kendiliğinden ulvileşeceğini beklemek beyhude bir bekleyiş olacaktır. Saksı toprağında ağaç yetiştirmeye çalışırsanız, kökleri geliştiğinde üzerinize çökecek olan çınara döktüğünüz sular israftan öteye geçmeyecektir. Tehlikenin büyüklüğü, hataların derinliği, atılan adımların uygunsuzluğu nispetinde bugün tek ihtiyacımız olan şey milli otoritedir. Zarifane teklifler, kuru nazariyeler ve boş sözler devrinden çıkmamız gerekmektedir. Hayal ile kendimizi ve nesilleri çok oyaladık. Hakikatler acıdır, çetin ve yıpratıcıdır.

Bundan sonra atılması gereken tüm adımlarda ki gaye, milli mukaddesatına sahip, milletini bütün milletlerin üstüne çıkarmayı vazife edinen, modern medeniyetin istediği şahsiyetleri yetiştirebilmek olmalıdır. Bu gayeye ulaşmak için varacağımız istikamet, ferdiyetçi ve milliyetçi gidiş olan iradeci öz kültürümüze fasılasız tabi olmaktır. Bütün can damarları yabancı projelerle yoğrulmuş olan vatanımızda gerçek öz ahlakımızın, değerli insan şahsiyetinin ve faziletinin doğmasını istiyorsak, hiç vakit kaybetmeden öz kültürümüzde bulacağımız kuvvet ve hayat unsurlarıyla dünya sahnesine atılmamız ve yabancı ideallerin esaretinden kurtarmamız lazımdır.

Selametle …

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA