Kronik obstrüktif akciğer hastalığının ileri evrelerinde ve amfizemde, akciğer dokusunun elastikiyetini yitirmesi nedeniyle havanın dışarı atılması giderek zorlaşır. Zamanla hava akciğerin belirli bölgelerinde hapsolur, bu bölgeler aşırı şişer ve komşu sağlıklı dokuya baskı yaparak solunumu daha da güçleştirir. Hastalar bu dönemde ilaç tedavisine rağmen sürmekte olan nefes darlığı, kısa mesafede bile artan yorgunluk ve günlük işleri sürdürmekte zorlanma tanımlar.
Uzun yıllar boyunca bu tabloda yapılabilecek girişimler açık cerrahi ile akciğerin şişmiş bölümlerinin çıkarılmasıyla sınırlı kaldı. Ancak solunum kapasitesi zaten düşmüş olan hastalarda göğüs cerrahisi her zaman uygulanabilir bir seçenek değildir. Bu nedenle son yıllarda, ağızdan girilerek hava yollarına ulaşılan ve göğüs duvarında kesi gerektirmeyen bronkoskopik yöntemler geliştirilmiştir.
Bronkoskopik akciğer küçültme, işlevini büyük ölçüde kaybetmiş akciğer bölgelerinin hacmini azaltarak diyaframın ve sağlıklı akciğer dokusunun daha verimli çalışmasını hedefler. Bu yaklaşımların hiçbiri hastalığı ortadan kaldırmaz; amaç, seçilmiş hastalarda nefes darlığını ve hareket kısıtlılığını azaltmaktır.
Akciğer Hacmini Azaltmak Nefes Almayı Neden Kolaylaştırır?
Amfizemde hasarlı bölgeler adeta şişmiş bir balon gibi davranır ve göğüs kafesi içinde yer kaplar. Bu genişleme diyaframı aşağı doğru iterek düzleştirir; oysa diyaframın kubbe biçimini koruması etkili bir nefes alışverişi için gereklidir.
Şişmiş bölgenin hacmi küçüldüğünde diyafram normal konumuna yaklaşır, göğüs duvarı mekaniği düzelir ve daha az çaba ile daha fazla hava hareketi sağlanabilir. Böylece hastanın hissettiği nefes darlığı azalabilir ve yürüme mesafesi artabilir. Solunum kaslarının her nefes için harcadığı enerji azaldığında, hastaların kısa mesafeli yürüyüş ve giyinme gibi günlük etkinlikleri daha az zorlanmayla tamamlayabildiği bildirilmektedir.
Hangi Hastalar Bu Girişimler İçin Değerlendirilir?
Her ileri evre KOAH hastası bronkoskopik girişime uygun değildir. Değerlendirme; solunum fonksiyon testleri, akciğer tomografisi, egzersiz kapasitesi ölçümü ve hastanın genel durumunu içeren kapsamlı bir incelemeyi gerektirir.
Sigaranın bırakılmış olması, ilaç tedavisinin ve solunum rehabilitasyonunun düzenli biçimde uygulanmış olmasına rağmen şikayetlerin sürmesi, değerlendirmede aranan temel koşullar arasındadır. Ayrıca hasarın akciğerin belirli bir bölgesinde yoğunlaşmış olması yöntem seçimini doğrudan etkiler.
Yakın zamanda geçirilmiş akciğer enfeksiyonu, sık alevlenme öyküsü, kontrol altına alınamamış kalp yetmezliği ve ileri derecede düşük akciğer gaz alışveriş kapasitesi kararı etkileyen başlıklardır. Karar genellikle göğüs hastalıkları, girişimsel bronkoskopi ve radyoloji alanlarından hekimlerin bir arada değerlendirmesiyle verilir.
Tek Yönlü Valfler Hava Hapsini Nasıl Azaltır?
Hasarın belirli bir lobda toplandığı ve komşu loblar arasında hava geçişinin bulunmadığı olgularda, hekimin uygun gördüğü durumlarda tercih edilen EndobronşiyalValv Yerleştirme işleminde, bronkoskop yardımıyla ilgili hava yoluna küçük tek yönlü kapakçıklar yerleştirilir. Bu kapakçıklar havanın o bölgeye girmesini engellerken, içeride hapsolmuş havanın ve salgının dışarı çıkmasına izin verir.
Zamanla hedeflenen bölge sönerek küçülür ve çevresindeki daha sağlıklı doku genişleyebilecek yer bulur. İşlem öncesinde loblar arası hava geçişinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı olarak incelenir; bu geçiş varsa yöntemden beklenen yanıt alınamaz. Bu inceleme tomografi görüntülerinin özel yazılımlarla değerlendirilmesiyle ya da bronkoskopi sırasında yapılan akım ölçümleriyle gerçekleştirilir. Valfler kalıcı olmak zorunda değildir; gerektiğinde yeniden bronkoskopi ile çıkarılabilmeleri, yöntemin geri dönüşlü yanını oluşturur.
Sarmal Yöntemi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Loblar arası hava geçişinin bulunduğu ya da amfizemin daha yaygın dağıldığı hastalarda valf yerleştirmeden yeterli sonuç alınamayabilir. Bu tabloda bronkoskopi yoluyla akciğere ince nitinol sarmalların yerleştirildiği EndobronşiyalCoil Yerleştirme yöntemi değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer alır.
Sarmallar yerleştirildikten sonra kendi biçimlerini alarak çevrelerindeki gevşemiş dokuyu toplar ve akciğerin elastik geri çekilme özelliğini kısmen destekler. Uygulama genellikle iki ayrı seansta ve akciğerin farklı taraflarına yapılır. İki seans arasında belirli bir süre bırakılır; ilk uygulamaya alınan yanıt, ikinci seansın planlanmasında yol gösterir.
Hava Yolunu Daraltan Doku Varsa Nasıl Bir Yol İzlenir?
Bazı hastalarda solunum sıkıntısının nedeni yalnızca amfizem değildir; hava yolu içinde gelişen ve geçişi daraltan doku da tabloya eklenmiş olabilir. Böyle durumlarda ışığa duyarlı bir ilacın verilmesinin ardından bronkoskopi ile bölgeye belirli dalga boyunda ışık uygulanan Endobronşiyal Fotodinamik Tedavi gündeme gelebilir.
Bu yöntemde amaç, hava yolunu daraltan dokunun hacmini azaltarak solunum geçişini rahatlatmaktır. Uygulama sonrasında ciltte ve gözlerde ışığa duyarlılık gelişebileceğinden, hastalara belirli bir süre güneş ışığından korunmaları konusunda ayrıntılı bilgi verilir. Bu dönemde parlak iç mekan aydınlatmasından da uzak durulması, dışarı çıkarken kapalı giysi ve koruyucu gözlük kullanılması istenir. Ölü dokunun temizlenmesi amacıyla birkaç gün sonra kontrol bronkoskopisi planlanabilir.
İşlem Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?
Girişim öncesinde kan tetkikleri, kalp değerlendirmesi ve gerekli görülürse kan gazı incelemesi yapılır. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı hekimle birlikte gözden geçirilir. İşlem sedasyon ya da genel anestezi altında gerçekleştirildiğinden belirli bir süre aç kalınması istenir.
Hazırlık döneminde solunum rehabilitasyonuna katılmak, inhaler ilaçların doğru teknikle kullanıldığından emin olmak ve varsa aktif enfeksiyonun tedavi edilmesi beklenir. Sigara kullanımının sürmesi, girişimden beklenen yararı belirgin biçimde azaltır.
İşlem Sonrasında Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir?
Bronkoskopik girişimlerden sonra hastalar genellikle kısa bir süre gözlem altında tutulur. Bu dönemde akciğer zarları arasında hava birikmesi, öksürük artışı, balgam çıkarmada değişiklik veya solunum yolu enfeksiyonu gibi durumlar açısından yakın izlem yapılır.
Sonrasında ilaç tedavisinin sürdürülmesi, solunum rehabilitasyonu programına devam edilmesi ve düzenli kontrollere gelinmesi büyük önem taşır. Bu girişimler mevcut tedavinin yerini almaz; onu tamamlayıcı bir basamak olarak değerlendirilir. Yeni gelişen nefes darlığı, göğüs ağrısı veya ateş durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Mevsimsel aşıların düzenli yaptırılması ve alevlenmeye yol açabilecek etkenlerden korunmak da izlem planının parçasıdır.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.